Türkiye'nin Bilgi Bankası :: bilgidünyasi.net :: gurayim.com desteği ile...

Anasayfa .|. Öneri .|. Linkler
Atatürk
Astronomi
Temel Bilimler
Bilgisayar
Sağlık
Yapay Zeka
Reiki
Elektronik
Medeniyetler
Spor
Çocuk
Öğrenelim
Meraklısına
Oyunlar
Müzik
Bitki Dünyası
Denizler
Meslek Tanımları
Dünyanın 7 Harikası
Hayvanlar Alemi
Çanakkale Savaşları
Yayınlar
Origami
Çivi Yazısı
Paraşüt
İlizyon
Şifalı Bitkiler
Dünya Dinleri
Hakkımızda
 kleine Schriftgrosse Schrift

kandil.gif (8667 bytes)

              Yayınlar

book2.gif (6446 bytes)

TN_azC.jpg (3868 bytes)
Kaan ASLAN
Pusula Yayıncılık

A'dan Z'ye C Kılavuzu

C programlama dili, profesyoneller için olduğu kadar amatör bilgisayar programcıları için de yıllardır vazgeçilmezliğini sürdürüyor. Bugün kullanılan pek çok sistemin alt yapısında yer alan C, programlama konusunda ilerlemek isteyenlerin mutlaka öğrenmesi gereken bir dil. C'yi tüm özellikleriyle ele alan bu kitap, hem başlangıç seviyesindekiler hem de uzman kullanıcılar için sürekli el altında bulundurulacak tam bir başvuru kaynağı. Türkçe'de C konusunda yazılan en yetkin kitap!


TN_Intelislemci.jpg (3889 bytes)
Kaan ASLAN
Pusula Yayıncılık

Intel İşlemcileri Korumalı Mod Yazılım Mimarisi

Intel tabanlı bilgisayarlarda kullanılan Windows, OS/2, Unix gibi çokişlemli işletim sistemlerinin hepsi korumalı modda çalışıyor. Bu sistemlere yönelik programlar yazanlar için, bu kitap tam bir başvuru kaynağı. Korumalı modun temelleri, sayfalama özelliği, sanal bellek kullanımı ve çokişlemli çalışma gibi programcıların baş ağrısı olan ve kaynak eksikliği çekilen konuların hepsi Kaan Aslan'ın C ve Sistem Programcıları Derneğindeki deneyimiyle bu kitapta geniş bir şekilde ele alınıyor.


cy.gif (4618 bytes)
Kaan ASLAN
aslank@csystem.org
Tel:0212 288 35 20
C ve Sistem Programcıları Derneği

C Yanlışları

C orta seviyeli bir sistem programlama dilidir. C programcılığı yüksek bir bilinç düzeyine seslenir. İyi bir C programcısının donanım hakkında temel bilgilere sahip olması, üzerine çalıştığı işletim sistemini tanıması, aşağı seviyeli işlemlere de yatkın olması gerekir. Ancak ülkemizde C’nin gereklerini karşılayacak düzeyde eğitim kurumları yok denecek kadar azdır. Üniversitelerin durumu içler acısıdır. Türkçe kitaplar yetersiz ve içerik bakımından oldukça zayıftır. Öğrencilerime “programlama dillerinin yalnızca birer araç olduğunu” söylerim hep. Ancak “bu aracı de iyi kullanmalıyız” diye eklerim. Kullandığı dile yeteri kadar hakim olmayan deneyimsiz programcılar benzer hatalara düşerler. Hata demek sıkıntı demektir. Hatalarımızın kaynağını bilirsek önlem de alabiliriz.Neyin doğru olduğunu bilmek kadar neyin yanlış olduğunu bilmek de önemlidir. Bu kitabı C programcılarının çektiği acıları hafifletmek amacıyla yazdım. C dünyasına küçük bir katkıda bulunduğuma inanıyorum.



TN_kkbileriExcelb2.jpg (4963 bytes)
Ali Vefa SERÇE
ali@csystem.org
Tel:0212 274 63 60
Pusula Yayıncılık

İleri Excel

Excel ile bir süre çalıştıktan sonra neler yapılabileceğini gören kullanıcılara özel bir kitap. İsterseniz kendi işlevlerinizi yazabilir ve Excel'inkilere ekleyebilirsiniz. Profesyonel kullanıcılar için işlerine özel çözümler üretmelerini sağlayan ek özellikleriyle Excel bu kitapta.  

Makrolar aracılığıyla sık yaptığınız işlemleri otomatiğe alabilir ve tek bir düğmeye basarak halledebilirsiniz. Bu kitapta makroların da ötesinde kendi prosedürlerinizi yazarak Excel'inize size özgü işlevler eklemeniz için ihtiyaç duyacağınız tüm bilgileri bulacaksınız. 

Örnekler içeren çalışma disketi de incelemeniz ve kullanmanız için kitapta verilen örneklerin çoğunu hazır olarak içeriyor.

tn_csadonet.jpg (3803 bytes)
Aykut TAŞDELEN
Pusula Yayıncılık


C# ile Veri Tabanı Programlama ve ADO .NET


Visual Basic .NET ile Veritabanı Programlama ve ADO .NET kitabı ile tanıdığımız Aykut Taşdelen, kısa bir süre içinde, ikinci kitabının da raflardaki yerini almasını sağladı: C# ile Veritabanı Programlama ve ADO .NET. Bu iki kitap ile, Türkiye’de bir ilki de gerçekleştirmiş durumda; aynı kitabın iki farklı programlama dili ile yazılması…

Visual Basic .NET ile Veritabanı Programlama ve ADO .NET ve şimdi de C# ile Veritabanı Programlama ve ADO .NET kitapları ile, veritabanı programlama konusunda öğrenmek istediğiniz her şeyi bulabileceksiniz. Bu iki kitap ile, Visual Basic .NET ve C# dillerinin karşılaştırmalarını yapmak da mümkün olacak.


tn_vbadonet.jpg (3469 bytes)
Aykut TAŞDELEN
Pusula Yayıncılık

Visual Basic .NET  ile Veritabanı Programlama ve ADO .NET

.NET ile birlikte duyurulan ADO .NET veri tabanı erişim teknolojisini tüm yönleri ile öğrenmek isteyen okurlar için hazırlanmış olan bu kitap, Visual Basic .NET programlama dili kullanılan geniş uygulamalarla desteklenmiştir. Veritabanı programlama denilince ilk akla gelen elbette ki ADO’nun .NET çatısına taşınmış hali olan ADO .NET’tir. Visual Basic .NET ile veritabanı programcısı olmak veya ADO .NET’in tüm özelliklerini öğrenmek isteyenler bu kitabı mutlaka edinmeliler.


tn_csharp.jpg (2836 bytes)
Sefer ALGAN
Pusula Yayıncılık

C#
.NET platformu için sıfırdan geliştirilen bir dil olan C#, kendinden önce gelen gözde programlama dilleri C, C++ ve Java dillerinin en etkili özelliklerini bünyesinde barındırması yanında, bu dillerin hiç olmadıkları kadar da nesne yönelimli (object oriented) ve kolay öğrenilir bir dil. .NET platformu ile birlikte hızla tanınan ve yayılan C#, profesyonel yazılımcılar için ideal bir çözüm olarak karşımızda. C#’ın uygulama desteği ise oldukça geniş; konsol uygulamalarından, Windows tabanlı uygulamalara, ASP .NET desteğinden Web servisleri desteğine, Mobil uygulamalardan DLL yazımına kadar birçok konuda C# dili kullanılabilirliği ile öne çıkıyor. Bütün bu konuların yanında Her Yönüyle C#, bellek yönetimi, exception handling, veritabanı yönetimi gibi ileri düzey programlama konularını da her yönüyle irdeliyor.

 

 


vit72-11.jpg (24866 bytes)
Jean Bottéro

çev. Mehmet Emin Özcan, Ayten Er

Dost Kitabevi


   Mezopotamya

İnsanoğlunun tarihi elbet Mezopotamya ile başlamadı. Ancak Mezopotamya bu tarihte büyük dönüşümlerin başladığı, yaşandığı bir yer oldu. İlk yerleşik uygarlıklar, kentler, krallıklar Ortadoğu’nun küçük bir bölgesinde kuruldu. Üretim ekonomisi ile birlikte ticaret başladı. Yazı icat edildi ve tanrılar yaratıldı. Kısacası, günümüze kadar gelmese de, bu uygarlıklar çağdaş kültürün temelini attılar. Araştırmacılar bu bölgedeki arkeolojik verileri inceleyerek geçmişin uygarlık haritasını çizmeye çalışıyor. Bu zor işin ne kadarının başarıya ulaştığını kestirmek zor.

Bottéro işte bu işi üstlenen araştırmacılardan biri. 1914’te doğan Bottéro ömrünü bu işe vakfetmiş; tarihin bu hayli bulanık döneminde koşuşturup duruyor ve bulduklarını bizlere iletiyor. Elleri dert görmesin. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan kitabı, Türkiyeli okur için gerçekten büyük kazanç. Hemen yanımızdaki bu bölge üzerine pek çok yeni bilgi ediniyoruz. Mezopotamya uygarlıklarından arta kalan nesnelerin önemli bir bölümünün toplandığı Bağdat Müzesi’nin talanından kısa bir süre sonra böylesi bir çalışmanın yayınlanması özel bir önem taşıyor.

Bu bir tanıtım yazısı değil; o nedenle ayrıntılara girmeyeceğiz. Bizden sadece duyurması. AHMET EKEN

 

vit72-1.jpg (22688 bytes)
David Blatner

çev. Nermin Arık

Tübitak

 

Pi Coşkusu

Pisayısının, şimdiye kadar ellibir milyar basamağı keşfedilebilmiş. Peki, öğrencilik yıllarımızda yalnızca çemberler konusunda, o da 3,14 olarak kullandığımız; bir fizikçinin dahi en fazla 15-20 hanesine ihtiyaç duyduğu pi sayısına gösterilen bunca ilgi neden? Bu sorudan yola çıkan David Blatner, tarihçesinden en çok basamak hesaplamada dünya rekortmeni Chudnovsky Kardeşler’e, sembolünün geçirdiği evrimden kişiliğine kadar pi sayısını farklı boyutlarıyla ele almış Pi Coşkusu’nda. Son iki bölüm de “Çemberi Kare’leyenler” ve “Pi’yi Ezberlemek” adlarını taşıyor. Çizimlerin eşlik ettiği ve yeşil zeminli geometrik şekiller içinde bolca anekdotların verildiği kitapta, meraklısı için, ilk sayfadan başlayan pi sayısı, son sayfada bir milyonuncu basamağına ulaşıyor. CEYHAN USANMAZ

 

 

vit72-23.jpg (33179 bytes)
Guy de Maupassant

çev. Birsel Uzma

Oğlak Yayınlar

 
Bir Hayat

1880’li yıllarda üç yüz hikâye ve altı roman kaleme almış olan Guy de Maupassant bu romanında Normandiyalı bir genç kızın hayal kırıklıklarıyla dolu yaşamöyküsüyle karşımızda. Jeanette’in Sacré-Coeur kilisesinde geçirdiği beş yılın ardından, “on yedi yaşında namuslu bir varlık olarak” tek kişilik hayallerden iki kişilik bir yaşama uzanışında yok olan umutları, geçmiş ile bugün arasında kurulan şiirsel bir simetriyle yansıtılıyor. Dönemin sınıf ayrımını ve dinsel fanatizmini de gözler önüne seren bu eser, aldatmanın ve aldatılmanın evrenselliğine göndermelerde bulunuyor. İşte sonsuz bir devinim içinde yiten umutlar, heyecanlar ve Bir Hayat... PELİN TÜNAYDIN

 

vit72-26.jpg (27340 bytes)
Evren Madran

Papirüs Yayınevi

 

Erkeklerin Dünyası

İş dünyası eskiden edebiyatçıların ilgisini pek çekmezdi. Son yıllarda yazılan roman ve hikâyelerde, borsa şirketlerinde, reklam ajanslarında vb yerlerde geçen olaylara daha sık rastlıyoruz. Postmodern bir gizem alanı iş dünyası. Bu nedenle de, bu gibi mekânlar, yazarlara sürükleyicilik, şaşırtıcılık kazandırıyor, zekâlarını gösterme ve oyunculuklarını sergileme şansı tanıyor. Evren Madran’ın iş dünyasını ele aldığını söyleyebileceğimiz iki uzun hikâyesinin bu gibi yapıtlardan önemli bir farkı var: Evren Madran aynı zamanda iş dünyasını sorguluyor. Bu nedenle, iş dünyası Evren Madran’ın hikâyelerinde sıradanlaşmıyor, aksine bireyin yaşam sevincini öldüren, onu insanlıktan çıkaran şeyin tam da iş dünyasının insanlara empoze ettiği hırs, rekabet, bencillik, iktidar gibi kavramlar olduğunun altı çiziliyor. Ne var ki Evren Madran’ın eleştirel gücü, eleştirinin yanında yön de göstermeliyim dediği yerde zayıflıyor. BEHÇET ÇELİK

 

vit72-22.jpg (25387 bytes)
Ece Ayhan
Sel Yayıncılık

 

Öküz’lemeler

Ece Ayhan’ı özleyenler için minik bir başucu kitabı. Öküz’lemeler, bugünkü Hayvan dergisinin dayısı olan Öküz dergisinin yöneticilerinin, 1997 yazında Çanakkale’de yaptıkları uzun bir söyleşiden süzülüp kalanları içeriyor. Ayhan bizi bırakıp Şeyh Bedrettin ile Proudhon’un yanına gittiğinden beri, Ahmet Soysal’ın A’dan Z’ye Ece Ayhan başlıklı kitapçığından sonra, çıkan ikinci yeni Ece kitabı. Soysal’ın derlemesi sayesinde, Ayhan’ın çaplı ve çapsız post-mortem düşmanlarını da tanımıştık.

Öküz’lemeler, hayatında hiç Ece Ayhan okumamış olan okurları Ece Ayhan şiir, yazı ya da söyleşilerine gönderebilecekse ne mutlu. RAGIP DURAN

 

vit72-7.jpg (29522 bytes)
Marilyn Yalom

çev. Neşenur Domaniç
Çitlembik Yayınları


Kan Kardeşler:

Çeşitli sınıflardan gelen ve çeşitli görüşler taşıyan seksen kadının yaşadıkları çerçevesinde Fransız Devrimi’ni yeniden anlamlandırma çabası... Yalom’a göre bu kadınların hepsi en yakınlarını, en sevdiklerini katleden şiddet töreni sırasında birbirlerine yakınlaşmışlardır. 1789’un erkekleri toplumsal imajlarıyla ilgilenirken ve anılarında kişisel duygularını bastırma eğilimindeyken, kadınların böyle bir sıkıntısı yoktur. Kadınlar özel yaşamlarını yeni bir ulusun doğuşuyla alakasız olarak görmemektedir. Kitaptaki birçok anı yazarı devrimin eril kamusal yüzüne karşı koymanın, dinlenmek istenmeyen seslerini yükseltmenin yollarını bulmuştur. YAŞAR ÇABUKLU

 

vit72-31.jpg (23914 bytes)
Osman Çağlar

Kekeme Yayınları

 

Anastasia

Türk sinema ve tiyatrosunun önemli oyuncularından Osman Çağlar, ilk edebiyat denemesi Anastasia’da azınlık olma duygusunu ve azınlıkların yaşamını anlatıyor.

Karadeniz kıyılarında yaşayan ve sevgilisi İbrahim tarafından Karadeniz’den İstanbul’a, oradan da Yunanistan’a kaçırılmak zorunda kalan güzeller güzeli Anastasia’nın yürek burkan hikâyesini anlatan kitap, bir dönemin Türkiye’sine ışık tutuyor. FERHAT ULUDERE

 

vit72-21.jpg (16672 bytes)
Vanessa Baird

çev. Hayrullah Doğan

Metis Yayınları

 

Cinsel Çeşitlilik

Geylerin ve lezbiyenlerin tarihinin gizlendiğini ve görmezden gelindiğini söyleyen Vanessa Baird Amerika’nın çoğu yerli toplumunda eşcinsel ve Transgender geleneklerinin yaygın olduğunu, gey travestilerin çoğu zaman kabilenin şamanları ya da şifacıları olduğunu, XIX. yüzyılda Güney Çin’deki Guangdong eyaletinde kadınların, heteroseksüel ilişkilerin yasak olduğu vejetaryen kızkardeşlik toplulukları oluşturduklarını belirtiyor. Baird’e göre cinsiyet sınırını aşan kişilerin geniş çaplı bir ittifakından oluşan Transgender hareketi, iki cinsiyetli modelin acımasız katılığına ve bu modelden doğan insan hakları ihlallerine meydan okumaktadır ve bu mücadele toplumsal ve biyolojik cinsiyetleri ne olursa olsun insanları katı erkeksilik ve kadınsılık kalıplarından özgürleştirme potansiyeline sahiptir. Y.Ç.

 

vit72-2.jpg (22272 bytes)
Fernand Braudel

çev.Mehmet AliKılıçbay

İmge Kitabevi

 

Maddi Uygarlık

İnsanlığın XV-XIX. yüzyıllar arasındaki iktisadi ve toplumsal tarihini konu eden üç ciltlik Maddi Uygarlık adlı dev çalışmanın ilk cildi. Braudel Akdeniz Dünyası’nda olduğu gibi, burada da, üç katlı planına sadık kalmıştır. Gündelik Hayatın Yapıları alt başlığını taşıyan ilk cilt, ele alınan dört yüzyılın demografik özelliklerini; insanların bir yüzyıldan öbürüne değişen beslenme alışkanlıklarını, barınma, giyinme, ısınma ve enerji sorunlarını, madenciliğin ve taşımacılığın gelişimini, para ve bankacılıkla ilgili yenilikleri, kentlerin ve metropollerin durumunu, büyük bir titizlikle derlenmiş bilgiler ve ustaca çözümlemelerle ortaya koymayı çok iyi başarır.

Karşılaştırmalı tarihin mükemmel bir örneği olan Maddi Uygarlık, tarih kuramı üzerinde durması gerekmediği halde Karl Marx, Max Weber, Werner Sombart, Joseph Schumpeter gibi klasik kuramcıların görüşleri üzerine de bilgiler vermekten geri kalmaz. Titiz bir tarihçi olan Braudel ilk kez 1967’de yayımladığı yapıtını, 68 olaylarını ve kapitalizmin 70’li yılların ilk yarısında geçirdiği sarsıntıyı da göz önünde tutarak baştan aşağı gözden geçirmiş ve ikinci bir baskıya ancak 1979’da izin vermiştir. MEHMET SERT

 

vit72-8.jpg (32223 bytes)
Camille Adams
Helminski

çev. Aslı Özer

Samsara Kitapları

Sufi Kadınlar

İlk Sufi kadınlar olarak kabul edilen Hz. Hatice, Fatma ve Ayşe’den Rabia ül Adeviye’ye, Suriyeli ve Nişapurlu Sufi kadınlara; Nijeryalısından Basralısına; Allah aşkı ile yaşamış pek çok kadının yanı sıra Samiha Ayverdi’ye, Nezihe Araz’a dek “dünyanın kutsal kadınları”nın öyküsü anlatılıyor bu kitapta. Asya’dan Afrika’ya, Doğu’dan Batı’ya bir Sufi kadınlar izleği! Hayatları, hikâyeleri, sözleri ve kalpleriyle İslam metafiziğini en yoğun şekilde yaşayan bu kadınlardan bugüne kalan her veri birer hazine niteliğinde. İşte bir örnek: Ebu Muhammed Mortaş bir gün çölde susuz, erzaksız ve yalnız bir bakireye rastlar. “Benim dört adet bineğim var” der kadın, “ilk bineğim halinden hoşnut olmaktır. Allah’ın lütfu etrafımı sardığında üzerinde oturuyorum. İkincisi zorluklarla karşılaştığım zaman, sabır üzerine biniyor ve sıkıntılara katlanmayı öğreniyorum. Üçüncüsü, ilahi bir lütufla karşılaştığım zaman minnettarlık üzerine biniyor ve Allah’a şükrediyorum. Son olarak da, Allah aşkı ihsan ettiğinde arzu atına biniyorum.” Giderken de ekliyor: Sevgili, görünmeyen dünyanın değer ölçülerinde aranmalıdır. Mevlevi geleneğinin izleyicisi Helminski’den tasavvuf yolunda yürümüş, yürüyen ve yürümek isteyen kadınlara... LEYLA İPEKÇİ

vit72-30.jpg (27133 bytes)
Uygar Şirin

Doğan Kitap

 

Anne, Tut Elimi!

Mistik özellikleri olan bir kız çocuğunun acılı dünyasını anlatan bir ilk roman. Öbür insanlardan farklılığını bir uğursuzluk olarak gören Ceren’in ruh dünyasını roman sınırlarının dışına çıkmadan, akıcı bir dille çiziyor Şirin. Ceren’in, annesinin ölümü karşısındaki çaresizliği, hatta bu ölüm karşısında duyduğu suçluluk duygusu onun konuşmamayı seçmesine neden oluyor. Ne var ki bu bir çözüm değil; suçluluk duygusu bir kez çöreklenince, Ceren için başkalarıyla birlikte yaşamak neredeyse imkânsız hale geliyor. Çocuk zihninde birisini sevmesiyle onu kaybetmesi bir kez üst üste gelmiş durumda. Şirin, edebiyatımızda pek benzeri olmayan farklı çocuk temasını anlatırken, bir insanlık durumunu da ele alıyor. Ceren’in üstün niteliklerinden çok, babanın kızı ve kendisi hakkında birdenbire aydınlanmasının romandaki gerçeklik duygusunu zedelediğini de belirtmeli. B.Ç.

 

vit72-28.jpg (34656 bytes)
Erendiz Atasü

Can Yayınları

Kavram ve Slogan

Yazarın 1990’dan günümüze değin çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarını içeren bir derleme... Atasü, zamanın akışı içinde bizzat ya da kitle iletişim araçları yoluyla tanıklık ettiği olaylar ya da kişiler hakkındaki görüşlerini, kendi eleştirel tutumu çerçevesinde açıklıyor. Birinci bölümde yazarın siyasi yazıları, ikinci bölümde bilim ve felsefe konularındaki görüşleri var. Üçüncü bölümde ise üretkenliği artık tükenmiş ya da tüketilmiş bireyler hakkındaki düşünce ve duygular... NESLİHAN TETİK

 

 

vit72-24.jpg (32165 bytes)
Fatma Karabıyık
Barbarosoğlu

Timaş Yayınları

 

Hiçbiryer

Gün Akşamsızdır kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği’nin 2001 yılı ödülünü alan Barbarosoğlu’nun öykü kitaplarının yanı sıra, başta İmaj ve Takva olmak üzere pek çok deneme kitabı da yayımlanmıştı. Bu kez bir romanla okuyucunun karşısına çıktı. “Yıllardır beni dinleyecek birini aradım” sözleriyle başlayan roman, hepsi de erkek olan ana kahramanların eşliğinde okuyucuyu kent ile köy, iç ile dış, söz ile sükût, ayrılma ile kavuşma, hatırlama ile unutma arasında dolaştırıyor. Bunu yaparken de toplumsal hafızamızın arka bahçelerinde unutulmaya yüz tutmuş, yazılı olmayan, ancak söz ile aktarılan pek çok küçük hikâyeye, kıssaya yer veriyor, onlardan zengin bir “dinleti” sunuyor okuyucuya. Gitmek ile dönmek arasında kendi talihine ulaşmaya çalışan, ayrıldığı yere (köy) dönmüş, dönmek istediği yere (kent) yeniden gitmekte tereddüt eden ana karakter Şahin, köyünde bir ihtiyar adamla karşılaşır. İhtiyarın, komşunun tavuğuna bakıp uzun uzun öten âşık bir horozu vardır. İhtiyar adam, horoz ve aşk. Belki de bir işaret? Belki de kentteki aşkının çağrısı... Kalbi, kendine varmadıkça hiçbiryerde olan Şahin yeni bir yolculuğa hazırdır. Belki de bir başka gidiş-dönüşe! L.İ.

 

 

vit72-17.jpg (29452 bytes)
Cynthia Cockburn

çev. Ebru Kılıç

İletişim Yayınları

 

Mesafeyi Aşmak

1990’larda etnik çatışmaların öne çıkarıldığı üç bölgedeki (Kuzey İrlanda, İsrail/Filistin, Bosna-Hersek) kadınların oluşturduğu projeler üzerinde odaklaşan kitapta, bu kadınların hepsinin çatışmanın “etnikleştirilmesine” karşı koydukları, “biz bir arada yaşayamayız” tezinin bir mitten ibaret olduğunu göstermeye çalıştıkları belirtiliyor. Çatışma ortamlarında barışı inşa sürecinde kadınların rolünün önemi vurgulanıyor. Cockburn, etnik veya ulusal kimliğin içerdiği düşünülen kökensel “hakikat” iddialarının ne denli dayanıksız olduğunun ortaya konması gerektiğine işaret ediyor. Projelerin, kimliği kapalı kılmamaya çalıştığını, kadınların paylaştığı siyasi çıkarlar etrafında örgütlenip, erkeklerden farklılıklarını özselci olmayan terimlerle ifade ederek etnik farklılığın önemini ve milliyetçi söylemlerin cazibesini azalttığını belirtiyor. Y.Ç.

 

 

vit72-4.jpg (43478 bytes)
Susan Sontag

çev. Osman Akınhay

Agora Kitaplığı

 

Başkalarının Acısına Bakmak

“TV ve medya deneyimlerimiz!” üzerine düşünmemizi sağlayan bir kitap. Her savaşla birlikte, kamuoyunu yönlendirmek ve savaş görüntülerini adeta bir tefekkür nesnesi haline getirmek için yeni teknolojiler, yeni teknikler üretiliyor. Yüzyılın başlarında belge ya da ibret niteliğinde ortaya çıkan savaş fotoğrafları, şimdilerde TV görüntülerinin de desteğiyle, bizleri başkalarının acısına karşı duyarsızlaştırıyor ve her zaman olduğu gibi, mağdurları öteki dünyalı haline getiriyor. Sontag’ın mağluplara adadığı bu kitap, medyanın “kan varsa iş yapar” mantığının tarihini yazıyor. Modern hayatın belirli bir mesafeden, fotoğraflar aracılığıyla başkalarının acısına bakmak için sunduğu sayısız fırsatın çok çeşitli yararları vardır diyor Sontag: Ama bir vahşetin görüntüleri kolaylıkla birbirine zıt tepkiler uyandırabilir. Barış çağrısı olabildiği gibi öç çığlığı da olabilir... UTKU ÖMEROĞLU

 

 

vit72-19.jpg (20459 bytes)
Seyyid Sahîh
Ahmed Dede

Haz. Cem Zorlu
İnsan Yayınları

Mevlevîlerin Tarihi

Son yıllarda Osmanlı döneminde yazılmış metinlerin gözden geçirilerek kitap haline getiriliyor. Cem Zorlu da yüksek lisans tezi olarak hazırladığı bu önemli belgeyi yayımlamış. Ahmed Dede eserinde kendisinden önce yazılmış tasavvuf ve Mevlevilikle ilgili eserlere de gönderme yaparak Mevlevi tarikatının kısa bir tarihini anlatıyor. Mevlevi bir aileden gelen ve henüz 22 aylık iken babası tarafından Konya götürülüp başına sikke giydirilen Ahmed Dede, başta Mevlânâ olmak üzere ünlü Mevlevilerin yaşamöyküleri Mevlevihanelerin kuruluşu, Mevlevi tarikati mensuplarının yöneticilerle ilişkileri, Mevleviliğin kuralları ve kültürü hakkında aydınlatıcı bilgiler veriyor. AYNUR AHENK

 

vit72-25.jpg (30365 bytes)
Nermi Uygur

YKY

 

Eşekler, İkindiler, Yetişimler

Denemeden söz edilince ortalama (vasat) Türk okuryazarının aklına derhal Montaigne gelir ama, başkası gelmez. Artık denemeden söz açıldığında bütün Türk okurlarının hatırına Nermi Uygur da gelebilmelidir. Çünkü Uygur bunu, çoktan, yerden göğe kadar hak etmiş bir deneme ve dil ustasıdır.

Uygur’un İçimin Sesi adlı denemeler kitabı 2001’de yayımlanmıştı. Eşekler, İkindiler, Yetişimler’i görür görmez ısmarladım, sonra da aldım. Bu son kitaptaki denemelerin bir bölümünü Adam Sanat’ta, Geceyazısı’nda ve Kitap-lık’ta okumuştum. Hatta bununla yetinmemiş, bu denemeleri dersliklere taşıyıp okutarak epey de suçortağı peyda eylemiştim. Eşekler, İkindiler, Yetişimler üç kitap. Galiba bunlardan yalnızca Eşekler hiçbir yerde daha önce yayımlanmamış denemelerden oluşuyor. Ama Uygur’un denemelerini ikinci kez okumak da ayrı bir tat veriyor. Bunları bir eşeklik edip okumak da bir eşeklik edip okumamak da insanın elinde. MEHMET AYDIN

 

 

vit72-10.jpg (27496 bytes)
Emel Esin

Kabalcı Yayınevi

 

Türk Sanatında İkonografik Motifler

Sanat tarihçisi Emel Esin’in derlemesi, Orta Asya’dan Osmanlı’ya uzanan süreçte Türklerin ürettikleri sanat eserlerinde ortaya koydukları ikonografi ve simge sistemini anlatıyor. Yunan mitolojisi üzerinden, daha çok Batı simgeciliğine ait kaynaklarla beslenmiş çoğu okuyucu için Esin’in bu kitabı eşsiz bir bilgi hazinesi. Türk kozmolojisini anlamak dağ, güneş, ay, gezegenler, ejderha gibi temel simgelerin anlamlarını kavrayabilmekten geçiyor. Kitapta Türk sanatındaki avcı kuş ve at motifleri yalnızca ikonografik özellikleri açısından değil, simgesel anlatımlarıyla da ele alınıyor. Türk sanatındaki yarı yabani midilliler, orta boy safkanlar, Türk-Arap atı gibi türlerin Orta Asya’nın çeşitli yörelerine özgü kullanım biçimlerini ve özelliklerini kıyaslamalı olarak okuma şansını elde eden okuyucu, bu makalelerle aynı zamanda bütün bir dönemin zihin yapısına, yaşam kültürüne de aşina olma fırsatı bulabilecek. L.İ.

 

vit72-27.jpg (35063 bytes)
Nermidil Binark

Remzi Kitabevi

Sadece Anı Değil

Başta ABD olmak üzere Batı’da en çok okunan edebiyat türü olan biyografi ya da otobiyografi tarzına İstanbul’dan hafif popüler, çokça kentli bir katkı Nermidil Hanımın ikinci kitabı. Şakir Paşa Köşkü’nün yazarı, belki de ilk kitabın gördüğü ilgiden cesaret alarak ikinci bir kitabı kaleme almış ve çok da iyi yapmış. Çünkü, hem Teknik Üniversite rektörlüğü yapmış bir bilim adamının eşi olarak zamanın akademik çevrelerini hem de iyi tahsil terbiye görmüş İstanbullu bir kadının, bir annenin duyarlığını, meşgalelerini, gözlemlerini sade bir dille anlatmış. Konumu gereği gittiği yabancı kentlerindeki izlenimlerini de kitabın içine serpiştirmiş. Cemal Süreya’nın “Bir kitapta resimler olmalı” tavsiyesine uyan Binark, aile albümünden fotoğraf kareleri ile otobiyografiye görsel bir gerçeklik de katıyor. Arka kapakta “Türkiye’nin son elli yılının panoramasını verirken” diye bir ifade var; perspektifin, Osmanlı aristokratı bir ailenin Kemalist bir ardılı olan hanımefendiye ait olduğunu eklemekte yarar var ki, bu perspektif öyle çok da rahatsız edici değil. Cumhuriyet’in ilk kuşak aydınlarında sıkça rastlanan birazcık Jakoben, kâh Şarkiyatçı kâh halka uzak renkleri bugün törpülenmiştir herhalde.

Nermidil Hanımın anıları, gençlere Teşvikiye ya da Caddebostan gözlükleriyle İstanbul’dan insani ve toplumsal manzaralar da sunuyor. R.D.

 

vit72-3.jpg (24001 bytes)
Louis Althusser

çev. Alp Tümertekin
İthaki Yayınları

 

Güncel Müdahaleler

Althusser’in bir tartışmada yaptığı konuşmanın metni... Althusser, konuşmasına “Eğer emperyalizm bunalımdaysa, şunu da eklemek gerekir: Uluslararası Komünist Hareket de bunalımdadır,” diyerek başlıyor ve tarihsel olarak son derece önemli bulduğu Fransız Komünist Partisi’nin 1976’da gerçekleştirilen 22. Kongresi’ne dair düşüncelerini ortaya koyuyor. Birçoğu hâlâ güncelliğini koruyan ve bugün de Marksistleri etkileyen Güncel Müdahaleler, FKP özgülünde, tüm komünist partilerin radikal bir eleştirisi olarak değerlendirilmesi gereken bir eser... MURAT ATEŞ

vit72-9.jpg (42959 bytes)
Michael Baigent,
Richard Leigh,

Henry Lincoln

çev. Mehmet Topdaş
Nokta Yayınları

Tarikatı Tapınak Şövalyeleri:

Bu tip –komplo teorisi demeyeceğim– gizli örgüt, cemiyet, tarikat, topluluklar vb hakkındaki kitaplar için zıt fikirler ileri sürülür. Söz konusu kitap için de, çeşitli yayınlarda çıkmış yazılarda inanılmaz, cezbedici, şok edici sıfatlarının yanı sıra bilgisiz, amatörce, zırva yığını gibi sıfatlar da kullanılmış. Bu tip kitapların tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de, kararsızlıklara rağmen, geniş bir kesim tarafından ilgi gördüğünü yadsıyamayız. Birbirlerinden çok uzakta dünyaya gelen üç yazarı bir araya getiren, Tapınak Şövalyeleri’ne ilgileri olmuş. Yazarlar Güney Fransa’nın bir köyündeki Rennes Şatosu’ndan başlayan araştırmalarının dallanıp budaklanarak ulaştığı boyut hakkında şunu söylüyor: “Biz sadece yerel bir gizle uğraşıyorduk. (...) Araştırmamızın Batı tarihinin bir bölümüne ışık tutacağına inanıyorduk, fakat hiçbir zaman tarihi yeniden yazma gibi bir düşüncemiz yoktu.” C.U.

 

vit72-13.jpg (32747 bytes)
Meral Ataç

YKY,

Küçükhanım Meralika

Meral Ataç Tolluoğlu’nun Babam Nurullah Ataç’ını, daha önce, Ataç üzerine çalışırken okumuştum. O kitapta Meral Ataç, babası Nurullah Ataç’ı anlatıyordu.

Meral Ataç yeni kitabının başında “Ben ne edebiyatçı, ne yazarım. Güzel cümleler yazmasını bilmem. Bu kitapta doğduğum yeri, büyüdüğüm çevreyi, tüm ailemi, yakınlarımı, sevip sevmediklerimi ve gönül kırgınlıklarımı anlatmaya çalıştım,” diyor. Ataç kitabının başına yazılan “Bu kitabı sanat iddiasıyla değil, saf ve samimi bir aşkı terennüm maksadıyla yazdım” ifadesinden hiç hoşlanmamış, bu ifadeyi yazan, belli ki sanat meraklısı genci bir güzel haşlamıştır herhalde. İkinci olarak da Küçükhanım Meralika’nın Ataç’ın diliyle, onun tilcikleriyle yazılmadığı söylenebilir. Halbuki Ataç yarının dilini arıyordu ve yarının diliyle yazdığını düşünüyordu, yarının dilini bulabilse kızından babasının diliyle yazması beklenebilirdi. Bu kitap her şeye rağmen edebiyat tarihçilerine epey malzeme sunuyor. M.A.

 

vit72-29.jpg (39229 bytes)
Mustafa Armağan

Gelenek Yayıncılık

İnsan Yüzlü Şehirler

İnsan Yüzlü Şehirler, daha önce de şehircilik ve şehir tarihiyle ilgili kitaplar yazmış olan Armağan’ın bu alandaki son kitabı. Görsel içeriği zengin olan olan kitap, ağırlıklı olarak Osmanlı coğrafyasının şehirlerinden söz etse de, okuyucuyu yeryüzünün oldukça geniş bir alanında gezdiriyor. Yazılardan bir kısmına yazarın kendi seyahat izlenimleri, bir kısmına ise şehir tarihiyle ilgili okumaları kaynaklık etmiş. Armağan, bazı şehirleri de Evliya Çelebi’nin gözünden anlatıyor. Bursa, Konya ve İstanbul kitapta en çok sözü edilen şehirlerden. Paris, New York, Las Vegas, St. Petersburg, Moskova, Mekke, Medine, Şam, Bağdat, Bakü, Urfa, Hatay da kitabın yelpazesi içinde yer alıyor. Söz ettiği şehirlerin kuruluş süreçleri ve çokkültürlü yapılarıyla şehir-insan ilişkisi üzerinde özellikle durmuş yazar. Çok derin tahliller ve bilimsel bir yaklaşım söz konusu olmadığından, şehir tarihine ilgi duyan herkesin kolaylıkla okuyabileceği, şık baskısıyla hoş bir kitap. NİHAN ÖZYILDIRIM

 

vit72-6.jpg (20346 bytes)
Tahir Abacı

Kandil Kitaplar

Adı Senfoni Kalsın

Abacı’nın romanı, teknolojik gelişmelerin, hukuk dünyasının pek çok görüngüsünü bugün tasavvur etmekte zorlanacağımız bir biçimde değiştirdiği bir gelecek tasarımına dayanıyor. Ne var ki teknolojideki bu değişimin yanında, hukukun ve toplumun özünde çok şey değişmiş değil. Bu yanıyla olumsuz bir ütopya bile denebilir Adı Senfoni Kalsın için. Bu kurgusal gelecek içerisinde bir avukatın başına gelenleri okurken, günümüzün hukuk dünyasının görünmeyen yanları da gözler önüne seriliyor. Bu fütürist romandaki bir kahramanın şu sözleri oldukça manidar: “Hukuk geçmişte yaşar... Bizler geçmiş alır satarız...” Hukuk dünyasına bir biçimde bulaşmış olanlar için romanın ayrıntılarından farklı tatlar olabileceği gibi, yolu hiç mahkemeye düşmemiş, hiçbir avukatı tanımamış olanlara da bu dünyanın çok da abartılı olmayan bir resmini çiziyor Tahir Abacı. B.Ç.

 

info@bilgidunyasi.net

Copyrhigt 2003 © bilgidunyasi.net