|
|
Yayınlar |
 |

Kaan ASLAN
Pusula Yayıncılık
|
A'dan Z'ye C Kılavuzu
C programlama dili, profesyoneller için olduğu kadar
amatör bilgisayar programcıları için de yıllardır vazgeçilmezliğini
sürdürüyor. Bugün kullanılan pek çok sistemin alt yapısında yer alan C,
programlama konusunda ilerlemek isteyenlerin mutlaka öğrenmesi gereken bir
dil. C'yi tüm özellikleriyle ele alan bu kitap, hem başlangıç seviyesindekiler
hem de uzman kullanıcılar için sürekli el altında bulundurulacak tam bir başvuru
kaynağı. Türkçe'de C konusunda yazılan en yetkin kitap! |
|

Kaan ASLAN
Pusula Yayıncılık
|
Intel İşlemcileri
Korumalı Mod Yazılım Mimarisi
Intel tabanlı bilgisayarlarda kullanılan Windows, OS/2, Unix gibi
çokişlemli işletim sistemlerinin hepsi korumalı modda çalışıyor. Bu
sistemlere yönelik programlar yazanlar için, bu kitap tam bir başvuru kaynağı.
Korumalı modun temelleri, sayfalama özelliği, sanal bellek kullanımı ve çokişlemli
çalışma gibi programcıların baş ağrısı olan ve kaynak eksikliği çekilen
konuların hepsi Kaan Aslan'ın C ve Sistem Programcıları Derneğindeki deneyimiyle bu
kitapta geniş bir şekilde ele alınıyor. |
|

Kaan ASLAN
aslank@csystem.org
Tel:0212 288 35 20
C ve Sistem Programcıları Derneği
|
C Yanlışları C orta seviyeli bir sistem programlama dilidir. C programcılığı yüksek
bir bilinç düzeyine seslenir. İyi bir C programcısının donanım hakkında temel
bilgilere sahip olması, üzerine çalıştığı işletim sistemini tanıması, aşağı
seviyeli işlemlere de yatkın olması gerekir. Ancak ülkemizde C’nin gereklerini
karşılayacak düzeyde eğitim kurumları yok denecek kadar azdır. Üniversitelerin
durumu içler acısıdır. Türkçe kitaplar yetersiz ve içerik bakımından oldukça
zayıftır. Öğrencilerime “programlama dillerinin yalnızca birer araç olduğunu”
söylerim hep. Ancak “bu aracı de iyi kullanmalıyız” diye eklerim. Kullandığı
dile yeteri kadar hakim olmayan deneyimsiz programcılar benzer hatalara düşerler. Hata
demek sıkıntı demektir. Hatalarımızın kaynağını bilirsek önlem de
alabiliriz.Neyin doğru olduğunu bilmek kadar neyin yanlış olduğunu bilmek de
önemlidir. Bu kitabı C programcılarının çektiği acıları hafifletmek amacıyla
yazdım. C dünyasına küçük bir katkıda bulunduğuma inanıyorum. |
|

Ali Vefa SERÇE
ali@csystem.org
Tel:0212 274 63 60
Pusula Yayıncılık
|
İleri Excel Excel ile bir süre çalıştıktan sonra neler yapılabileceğini gören
kullanıcılara özel bir kitap. İsterseniz kendi işlevlerinizi yazabilir ve
Excel'inkilere ekleyebilirsiniz. Profesyonel kullanıcılar için işlerine özel
çözümler üretmelerini sağlayan ek özellikleriyle Excel bu kitapta.
Makrolar aracılığıyla sık yaptığınız
işlemleri otomatiğe alabilir ve tek bir düğmeye basarak halledebilirsiniz. Bu kitapta
makroların da ötesinde kendi prosedürlerinizi yazarak Excel'inize size özgü işlevler
eklemeniz için ihtiyaç duyacağınız tüm bilgileri bulacaksınız.
Örnekler içeren çalışma disketi de incelemeniz ve
kullanmanız için kitapta verilen örneklerin çoğunu hazır olarak içeriyor. |
|

Aykut TAŞDELEN
Pusula Yayıncılık
|
C# ile Veri Tabanı Programlama ve ADO .NET
Visual Basic .NET ile Veritabanı Programlama ve ADO .NET kitabı ile tanıdığımız
Aykut Taşdelen, kısa bir süre içinde, ikinci kitabının da raflardaki yerini
almasını sağladı: C# ile Veritabanı Programlama ve ADO .NET. Bu iki kitap ile,
Türkiye’de bir ilki de gerçekleştirmiş durumda; aynı kitabın iki farklı
programlama dili ile yazılması…
Visual Basic .NET ile
Veritabanı Programlama ve ADO .NET ve şimdi de C# ile Veritabanı Programlama ve ADO
.NET kitapları ile, veritabanı programlama konusunda öğrenmek istediğiniz her şeyi
bulabileceksiniz. Bu iki kitap ile, Visual Basic .NET ve C# dillerinin
karşılaştırmalarını yapmak da mümkün olacak. |
|

Aykut TAŞDELEN
Pusula Yayıncılık
|
Visual Basic
.NET ile Veritabanı Programlama ve ADO .NET
.NET ile birlikte duyurulan ADO .NET veri tabanı erişim teknolojisini tüm yönleri ile
öğrenmek isteyen okurlar için hazırlanmış olan bu kitap, Visual Basic .NET
programlama dili kullanılan geniş uygulamalarla desteklenmiştir. Veritabanı
programlama denilince ilk akla gelen elbette ki ADO’nun .NET çatısına taşınmış
hali olan ADO .NET’tir. Visual Basic .NET ile veritabanı programcısı olmak veya ADO
.NET’in tüm özelliklerini öğrenmek isteyenler bu kitabı mutlaka edinmeliler. |
|

Sefer ALGAN
Pusula Yayıncılık
|
C#
.NET platformu için sıfırdan geliştirilen bir dil olan C#, kendinden önce gelen
gözde programlama dilleri C, C++ ve Java dillerinin en etkili özelliklerini bünyesinde
barındırması yanında, bu dillerin hiç olmadıkları kadar da nesne yönelimli (object
oriented) ve kolay öğrenilir bir dil. .NET platformu ile birlikte hızla tanınan ve
yayılan C#, profesyonel yazılımcılar için ideal bir çözüm olarak karşımızda.
C#’ın uygulama desteği ise oldukça geniş; konsol uygulamalarından, Windows tabanlı
uygulamalara, ASP .NET desteğinden Web servisleri desteğine, Mobil uygulamalardan DLL
yazımına kadar birçok konuda C# dili kullanılabilirliği ile öne çıkıyor. Bütün
bu konuların yanında Her Yönüyle C#, bellek yönetimi, exception handling, veritabanı
yönetimi gibi ileri düzey programlama konularını da her yönüyle irdeliyor. |
|

Jean Bottéro
çev. Mehmet Emin Özcan, Ayten Er
Dost Kitabevi |
Mezopotamya
İnsanoğlunun tarihi elbet Mezopotamya ile
başlamadı. Ancak Mezopotamya bu tarihte büyük dönüşümlerin başladığı,
yaşandığı bir yer oldu. İlk yerleşik uygarlıklar, kentler, krallıklar
Ortadoğu’nun küçük bir bölgesinde kuruldu. Üretim ekonomisi ile birlikte ticaret
başladı. Yazı icat edildi ve tanrılar yaratıldı. Kısacası, günümüze kadar
gelmese de, bu uygarlıklar çağdaş kültürün temelini attılar. Araştırmacılar bu
bölgedeki arkeolojik verileri inceleyerek geçmişin uygarlık haritasını çizmeye
çalışıyor. Bu zor işin ne kadarının başarıya ulaştığını kestirmek zor.
Bottéro işte bu işi üstlenen
araştırmacılardan biri. 1914’te doğan Bottéro ömrünü bu işe vakfetmiş; tarihin
bu hayli bulanık döneminde koşuşturup duruyor ve bulduklarını bizlere iletiyor.
Elleri dert görmesin. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan kitabı, Türkiyeli okur için
gerçekten büyük kazanç. Hemen yanımızdaki bu bölge üzerine pek çok yeni bilgi
ediniyoruz. Mezopotamya uygarlıklarından arta kalan nesnelerin önemli bir bölümünün
toplandığı Bağdat Müzesi’nin talanından kısa bir süre sonra böylesi bir
çalışmanın yayınlanması özel bir önem taşıyor.
Bu bir tanıtım yazısı değil; o nedenle
ayrıntılara girmeyeceğiz. Bizden sadece duyurması. AHMET EKEN
|
|
|

David Blatner
çev. Nermin Arık
Tübitak |
Pi Coşkusu
Pisayısının, şimdiye kadar ellibir milyar basamağı
keşfedilebilmiş. Peki, öğrencilik yıllarımızda yalnızca çemberler konusunda, o da
3,14 olarak kullandığımız; bir fizikçinin dahi en fazla 15-20 hanesine ihtiyaç
duyduğu pi sayısına gösterilen bunca ilgi neden? Bu sorudan yola çıkan David
Blatner, tarihçesinden en çok basamak hesaplamada dünya rekortmeni Chudnovsky
Kardeşler’e, sembolünün geçirdiği evrimden kişiliğine kadar pi sayısını
farklı boyutlarıyla ele almış Pi Coşkusu’nda. Son iki bölüm de “Çemberi
Kare’leyenler” ve “Pi’yi Ezberlemek” adlarını taşıyor. Çizimlerin eşlik
ettiği ve yeşil zeminli geometrik şekiller içinde bolca anekdotların verildiği
kitapta, meraklısı için, ilk sayfadan başlayan pi sayısı, son sayfada bir milyonuncu
basamağına ulaşıyor. CEYHAN USANMAZ
|
|
|

Guy de Maupassant
çev. Birsel Uzma
Oğlak Yayınlar |
Bir Hayat1880’li yıllarda üç yüz hikâye ve
altı roman kaleme almış olan Guy de Maupassant bu romanında Normandiyalı bir genç
kızın hayal kırıklıklarıyla dolu yaşamöyküsüyle karşımızda. Jeanette’in
Sacré-Coeur kilisesinde geçirdiği beş yılın ardından, “on yedi yaşında namuslu
bir varlık olarak” tek kişilik hayallerden iki kişilik bir yaşama uzanışında yok
olan umutları, geçmiş ile bugün arasında kurulan şiirsel bir simetriyle
yansıtılıyor. Dönemin sınıf ayrımını ve dinsel fanatizmini de gözler önüne
seren bu eser, aldatmanın ve aldatılmanın evrenselliğine göndermelerde bulunuyor.
İşte sonsuz bir devinim içinde yiten umutlar, heyecanlar ve Bir Hayat... PELİN
TÜNAYDIN |
|
|

Evren Madran
Papirüs Yayınevi |
Erkeklerin Dünyası
İş dünyası eskiden edebiyatçıların ilgisini pek çekmezdi.
Son yıllarda yazılan roman ve hikâyelerde, borsa şirketlerinde, reklam ajanslarında
vb yerlerde geçen olaylara daha sık rastlıyoruz. Postmodern bir gizem alanı iş
dünyası. Bu nedenle de, bu gibi mekânlar, yazarlara sürükleyicilik,
şaşırtıcılık kazandırıyor, zekâlarını gösterme ve oyunculuklarını sergileme
şansı tanıyor. Evren Madran’ın iş dünyasını ele aldığını
söyleyebileceğimiz iki uzun hikâyesinin bu gibi yapıtlardan önemli bir farkı var:
Evren Madran aynı zamanda iş dünyasını sorguluyor. Bu nedenle, iş dünyası Evren
Madran’ın hikâyelerinde sıradanlaşmıyor, aksine bireyin yaşam sevincini öldüren,
onu insanlıktan çıkaran şeyin tam da iş dünyasının insanlara empoze ettiği hırs,
rekabet, bencillik, iktidar gibi kavramlar olduğunun altı çiziliyor. Ne var ki Evren
Madran’ın eleştirel gücü, eleştirinin yanında yön de göstermeliyim dediği yerde
zayıflıyor. BEHÇET ÇELİK |
|
|

Ece Ayhan
Sel Yayıncılık
|
Öküz’lemeler
Ece Ayhan’ı özleyenler için minik bir başucu
kitabı. Öküz’lemeler, bugünkü Hayvan dergisinin dayısı olan Öküz dergisinin
yöneticilerinin, 1997 yazında Çanakkale’de yaptıkları uzun bir söyleşiden
süzülüp kalanları içeriyor. Ayhan bizi bırakıp Şeyh Bedrettin ile Proudhon’un
yanına gittiğinden beri, Ahmet Soysal’ın A’dan Z’ye Ece Ayhan başlıklı
kitapçığından sonra, çıkan ikinci yeni Ece kitabı. Soysal’ın derlemesi
sayesinde, Ayhan’ın çaplı ve çapsız post-mortem düşmanlarını da tanımıştık.
Öküz’lemeler, hayatında hiç Ece Ayhan
okumamış olan okurları Ece Ayhan şiir, yazı ya da söyleşilerine gönderebilecekse
ne mutlu. RAGIP DURAN
|
|
|

Marilyn Yalom
çev. Neşenur Domaniç
Çitlembik Yayınları
|
Kan Kardeşler: Çeşitli sınıflardan gelen ve
çeşitli görüşler taşıyan seksen kadının yaşadıkları çerçevesinde Fransız
Devrimi’ni yeniden anlamlandırma çabası... Yalom’a göre bu kadınların hepsi en
yakınlarını, en sevdiklerini katleden şiddet töreni sırasında birbirlerine
yakınlaşmışlardır. 1789’un erkekleri toplumsal imajlarıyla ilgilenirken ve
anılarında kişisel duygularını bastırma eğilimindeyken, kadınların böyle bir
sıkıntısı yoktur. Kadınlar özel yaşamlarını yeni bir ulusun doğuşuyla alakasız
olarak görmemektedir. Kitaptaki birçok anı yazarı devrimin eril kamusal yüzüne
karşı koymanın, dinlenmek istenmeyen seslerini yükseltmenin yollarını bulmuştur. YAŞAR
ÇABUKLU |
|
|
| 
Osman Çağlar
Kekeme Yayınları |
Anastasia
Türk sinema ve tiyatrosunun önemli oyuncularından
Osman Çağlar, ilk edebiyat denemesi Anastasia’da azınlık olma duygusunu ve
azınlıkların yaşamını anlatıyor.
Karadeniz kıyılarında yaşayan ve sevgilisi
İbrahim tarafından Karadeniz’den İstanbul’a, oradan da Yunanistan’a kaçırılmak
zorunda kalan güzeller güzeli Anastasia’nın yürek burkan hikâyesini anlatan kitap,
bir dönemin Türkiye’sine ışık tutuyor. FERHAT ULUDERE |
|
|
| 
Vanessa Baird
çev. Hayrullah Doğan
Metis Yayınları |
Cinsel Çeşitlilik
Geylerin ve lezbiyenlerin tarihinin gizlendiğini ve
görmezden gelindiğini söyleyen Vanessa Baird Amerika’nın çoğu yerli toplumunda
eşcinsel ve Transgender geleneklerinin yaygın olduğunu, gey travestilerin çoğu zaman
kabilenin şamanları ya da şifacıları olduğunu, XIX. yüzyılda Güney Çin’deki
Guangdong eyaletinde kadınların, heteroseksüel ilişkilerin yasak olduğu vejetaryen
kızkardeşlik toplulukları oluşturduklarını belirtiyor. Baird’e göre cinsiyet
sınırını aşan kişilerin geniş çaplı bir ittifakından oluşan Transgender
hareketi, iki cinsiyetli modelin acımasız katılığına ve bu modelden doğan insan
hakları ihlallerine meydan okumaktadır ve bu mücadele toplumsal ve biyolojik
cinsiyetleri ne olursa olsun insanları katı erkeksilik ve kadınsılık kalıplarından
özgürleştirme potansiyeline sahiptir. Y.Ç. |
|
|
| 
Fernand Braudel
çev.Mehmet AliKılıçbay
İmge Kitabevi |
Maddi Uygarlık
İnsanlığın XV-XIX. yüzyıllar arasındaki iktisadi
ve toplumsal tarihini konu eden üç ciltlik Maddi Uygarlık adlı dev çalışmanın ilk
cildi. Braudel Akdeniz Dünyası’nda olduğu gibi, burada da, üç katlı planına
sadık kalmıştır. Gündelik Hayatın Yapıları alt başlığını taşıyan ilk cilt,
ele alınan dört yüzyılın demografik özelliklerini; insanların bir yüzyıldan
öbürüne değişen beslenme alışkanlıklarını, barınma, giyinme, ısınma ve enerji
sorunlarını, madenciliğin ve taşımacılığın gelişimini, para ve bankacılıkla
ilgili yenilikleri, kentlerin ve metropollerin durumunu, büyük bir titizlikle derlenmiş
bilgiler ve ustaca çözümlemelerle ortaya koymayı çok iyi başarır.
Karşılaştırmalı tarihin mükemmel bir örneği
olan Maddi Uygarlık, tarih kuramı üzerinde durması gerekmediği halde Karl Marx, Max
Weber, Werner Sombart, Joseph Schumpeter gibi klasik kuramcıların görüşleri üzerine
de bilgiler vermekten geri kalmaz. Titiz bir tarihçi olan Braudel ilk kez 1967’de
yayımladığı yapıtını, 68 olaylarını ve kapitalizmin 70’li yılların ilk
yarısında geçirdiği sarsıntıyı da göz önünde tutarak baştan aşağı gözden
geçirmiş ve ikinci bir baskıya ancak 1979’da izin vermiştir. MEHMET SERT
|
|
|

Camille Adams
Helminski
çev. Aslı Özer
Samsara Kitapları |
Sufi Kadınlar İlk Sufi kadınlar olarak kabul edilen Hz. Hatice, Fatma ve Ayşe’den
Rabia ül Adeviye’ye, Suriyeli ve Nişapurlu Sufi kadınlara; Nijeryalısından
Basralısına; Allah aşkı ile yaşamış pek çok kadının yanı sıra Samiha
Ayverdi’ye, Nezihe Araz’a dek “dünyanın kutsal kadınları”nın öyküsü
anlatılıyor bu kitapta. Asya’dan Afrika’ya, Doğu’dan Batı’ya bir Sufi
kadınlar izleği! Hayatları, hikâyeleri, sözleri ve kalpleriyle İslam metafiziğini
en yoğun şekilde yaşayan bu kadınlardan bugüne kalan her veri birer hazine
niteliğinde. İşte bir örnek: Ebu Muhammed Mortaş bir gün çölde susuz, erzaksız ve
yalnız bir bakireye rastlar. “Benim dört adet bineğim var” der kadın, “ilk
bineğim halinden hoşnut olmaktır. Allah’ın lütfu etrafımı sardığında üzerinde
oturuyorum. İkincisi zorluklarla karşılaştığım zaman, sabır üzerine biniyor ve
sıkıntılara katlanmayı öğreniyorum. Üçüncüsü, ilahi bir lütufla
karşılaştığım zaman minnettarlık üzerine biniyor ve Allah’a şükrediyorum. Son
olarak da, Allah aşkı ihsan ettiğinde arzu atına biniyorum.” Giderken de ekliyor:
Sevgili, görünmeyen dünyanın değer ölçülerinde aranmalıdır. Mevlevi geleneğinin
izleyicisi Helminski’den tasavvuf yolunda yürümüş, yürüyen ve yürümek isteyen
kadınlara... LEYLA İPEKÇİ |
|
|

Uygar Şirin
Doğan Kitap |
Anne, Tut Elimi!
Mistik özellikleri olan bir kız çocuğunun acılı dünyasını
anlatan bir ilk roman. Öbür insanlardan farklılığını bir uğursuzluk olarak gören
Ceren’in ruh dünyasını roman sınırlarının dışına çıkmadan, akıcı bir dille
çiziyor Şirin. Ceren’in, annesinin ölümü karşısındaki çaresizliği, hatta bu
ölüm karşısında duyduğu suçluluk duygusu onun konuşmamayı seçmesine neden
oluyor. Ne var ki bu bir çözüm değil; suçluluk duygusu bir kez çöreklenince, Ceren
için başkalarıyla birlikte yaşamak neredeyse imkânsız hale geliyor. Çocuk zihninde
birisini sevmesiyle onu kaybetmesi bir kez üst üste gelmiş durumda. Şirin,
edebiyatımızda pek benzeri olmayan farklı çocuk temasını anlatırken, bir insanlık
durumunu da ele alıyor. Ceren’in üstün niteliklerinden çok, babanın kızı ve
kendisi hakkında birdenbire aydınlanmasının romandaki gerçeklik duygusunu
zedelediğini de belirtmeli. B.Ç. |
|
|
| 
Erendiz Atasü
Can Yayınları |
Kavram ve Slogan
Yazarın 1990’dan günümüze değin çeşitli
yayın organlarında çıkan yazılarını içeren bir derleme... Atasü, zamanın
akışı içinde bizzat ya da kitle iletişim araçları yoluyla tanıklık ettiği
olaylar ya da kişiler hakkındaki görüşlerini, kendi eleştirel tutumu çerçevesinde
açıklıyor. Birinci bölümde yazarın siyasi yazıları, ikinci bölümde bilim ve
felsefe konularındaki görüşleri var. Üçüncü bölümde ise üretkenliği artık
tükenmiş ya da tüketilmiş bireyler hakkındaki düşünce ve duygular... NESLİHAN
TETİK
|
|
|
| 
Fatma Karabıyık
Barbarosoğlu
Timaş Yayınları |
Hiçbiryer
Gün Akşamsızdır kitabıyla Türkiye Yazarlar
Birliği’nin 2001 yılı ödülünü alan Barbarosoğlu’nun öykü kitaplarının
yanı sıra, başta İmaj ve Takva olmak üzere pek çok deneme kitabı da
yayımlanmıştı. Bu kez bir romanla okuyucunun karşısına çıktı. “Yıllardır
beni dinleyecek birini aradım” sözleriyle başlayan roman, hepsi de erkek olan ana
kahramanların eşliğinde okuyucuyu kent ile köy, iç ile dış, söz ile sükût,
ayrılma ile kavuşma, hatırlama ile unutma arasında dolaştırıyor. Bunu yaparken de
toplumsal hafızamızın arka bahçelerinde unutulmaya yüz tutmuş, yazılı olmayan,
ancak söz ile aktarılan pek çok küçük hikâyeye, kıssaya yer veriyor, onlardan
zengin bir “dinleti” sunuyor okuyucuya. Gitmek ile dönmek arasında kendi talihine
ulaşmaya çalışan, ayrıldığı yere (köy) dönmüş, dönmek istediği yere (kent)
yeniden gitmekte tereddüt eden ana karakter Şahin, köyünde bir ihtiyar adamla
karşılaşır. İhtiyarın, komşunun tavuğuna bakıp uzun uzun öten âşık bir horozu
vardır. İhtiyar adam, horoz ve aşk. Belki de bir işaret? Belki de kentteki aşkının
çağrısı... Kalbi, kendine varmadıkça hiçbiryerde olan Şahin yeni bir yolculuğa
hazırdır. Belki de bir başka gidiş-dönüşe! L.İ.
|
|
|
| 
Cynthia Cockburn
çev. Ebru Kılıç
İletişim Yayınları |
Mesafeyi Aşmak
1990’larda etnik çatışmaların öne
çıkarıldığı üç bölgedeki (Kuzey İrlanda, İsrail/Filistin, Bosna-Hersek)
kadınların oluşturduğu projeler üzerinde odaklaşan kitapta, bu kadınların hepsinin
çatışmanın “etnikleştirilmesine” karşı koydukları, “biz bir arada
yaşayamayız” tezinin bir mitten ibaret olduğunu göstermeye çalıştıkları
belirtiliyor. Çatışma ortamlarında barışı inşa sürecinde kadınların rolünün
önemi vurgulanıyor. Cockburn, etnik veya ulusal kimliğin içerdiği düşünülen
kökensel “hakikat” iddialarının ne denli dayanıksız olduğunun ortaya konması
gerektiğine işaret ediyor. Projelerin, kimliği kapalı kılmamaya çalıştığını,
kadınların paylaştığı siyasi çıkarlar etrafında örgütlenip, erkeklerden
farklılıklarını özselci olmayan terimlerle ifade ederek etnik farklılığın
önemini ve milliyetçi söylemlerin cazibesini azalttığını belirtiyor. Y.Ç.
|
|
|

Susan Sontag
çev. Osman Akınhay
Agora Kitaplığı |
Başkalarının Acısına Bakmak
“TV ve medya deneyimlerimiz!” üzerine
düşünmemizi sağlayan bir kitap. Her savaşla birlikte, kamuoyunu yönlendirmek ve
savaş görüntülerini adeta bir tefekkür nesnesi haline getirmek için yeni
teknolojiler, yeni teknikler üretiliyor. Yüzyılın başlarında belge ya da ibret
niteliğinde ortaya çıkan savaş fotoğrafları, şimdilerde TV görüntülerinin de
desteğiyle, bizleri başkalarının acısına karşı duyarsızlaştırıyor ve her zaman
olduğu gibi, mağdurları öteki dünyalı haline getiriyor. Sontag’ın mağluplara
adadığı bu kitap, medyanın “kan varsa iş yapar” mantığının tarihini yazıyor.
Modern hayatın belirli bir mesafeden, fotoğraflar aracılığıyla başkalarının
acısına bakmak için sunduğu sayısız fırsatın çok çeşitli yararları vardır
diyor Sontag: Ama bir vahşetin görüntüleri kolaylıkla birbirine zıt tepkiler
uyandırabilir. Barış çağrısı olabildiği gibi öç çığlığı da olabilir... UTKU
ÖMEROĞLU
|
|
|

Seyyid Sahîh
Ahmed Dede
Haz. Cem Zorlu
İnsan Yayınları |
Mevlevîlerin Tarihi Son yıllarda Osmanlı döneminde yazılmış
metinlerin gözden geçirilerek kitap haline getiriliyor. Cem Zorlu da yüksek lisans tezi
olarak hazırladığı bu önemli belgeyi yayımlamış. Ahmed Dede eserinde kendisinden
önce yazılmış tasavvuf ve Mevlevilikle ilgili eserlere de gönderme yaparak Mevlevi
tarikatının kısa bir tarihini anlatıyor. Mevlevi bir aileden gelen ve henüz 22 aylık
iken babası tarafından Konya götürülüp başına sikke giydirilen Ahmed Dede, başta
Mevlânâ olmak üzere ünlü Mevlevilerin yaşamöyküleri Mevlevihanelerin kuruluşu,
Mevlevi tarikati mensuplarının yöneticilerle ilişkileri, Mevleviliğin kuralları ve
kültürü hakkında aydınlatıcı bilgiler veriyor. AYNUR AHENK |
|
|
| 
Nermi Uygur
YKY |
Eşekler, İkindiler, Yetişimler
Denemeden söz edilince ortalama (vasat) Türk
okuryazarının aklına derhal Montaigne gelir ama, başkası gelmez. Artık denemeden
söz açıldığında bütün Türk okurlarının hatırına Nermi Uygur da
gelebilmelidir. Çünkü Uygur bunu, çoktan, yerden göğe kadar hak etmiş bir deneme ve
dil ustasıdır.
Uygur’un İçimin Sesi adlı denemeler kitabı
2001’de yayımlanmıştı. Eşekler, İkindiler, Yetişimler’i görür görmez
ısmarladım, sonra da aldım. Bu son kitaptaki denemelerin bir bölümünü Adam
Sanat’ta, Geceyazısı’nda ve Kitap-lık’ta okumuştum. Hatta bununla yetinmemiş,
bu denemeleri dersliklere taşıyıp okutarak epey de suçortağı peyda eylemiştim.
Eşekler, İkindiler, Yetişimler üç kitap. Galiba bunlardan yalnızca Eşekler hiçbir
yerde daha önce yayımlanmamış denemelerden oluşuyor. Ama Uygur’un denemelerini
ikinci kez okumak da ayrı bir tat veriyor. Bunları bir eşeklik edip okumak da bir
eşeklik edip okumamak da insanın elinde. MEHMET AYDIN
|
|
|
| 
Emel Esin
Kabalcı Yayınevi |
Türk Sanatında İkonografik Motifler
Sanat tarihçisi Emel Esin’in derlemesi, Orta
Asya’dan Osmanlı’ya uzanan süreçte Türklerin ürettikleri sanat eserlerinde ortaya
koydukları ikonografi ve simge sistemini anlatıyor. Yunan mitolojisi üzerinden, daha
çok Batı simgeciliğine ait kaynaklarla beslenmiş çoğu okuyucu için Esin’in bu
kitabı eşsiz bir bilgi hazinesi. Türk kozmolojisini anlamak dağ, güneş, ay,
gezegenler, ejderha gibi temel simgelerin anlamlarını kavrayabilmekten geçiyor. Kitapta
Türk sanatındaki avcı kuş ve at motifleri yalnızca ikonografik özellikleri
açısından değil, simgesel anlatımlarıyla da ele alınıyor. Türk sanatındaki yarı
yabani midilliler, orta boy safkanlar, Türk-Arap atı gibi türlerin Orta Asya’nın
çeşitli yörelerine özgü kullanım biçimlerini ve özelliklerini kıyaslamalı olarak
okuma şansını elde eden okuyucu, bu makalelerle aynı zamanda bütün bir dönemin
zihin yapısına, yaşam kültürüne de aşina olma fırsatı bulabilecek. L.İ.
|
|
|

Nermidil Binark
Remzi Kitabevi |
Sadece Anı Değil Başta ABD olmak üzere Batı’da en çok okunan
edebiyat türü olan biyografi ya da otobiyografi tarzına İstanbul’dan hafif popüler,
çokça kentli bir katkı Nermidil Hanımın ikinci kitabı. Şakir Paşa Köşkü’nün
yazarı, belki de ilk kitabın gördüğü ilgiden cesaret alarak ikinci bir kitabı
kaleme almış ve çok da iyi yapmış. Çünkü, hem Teknik Üniversite rektörlüğü
yapmış bir bilim adamının eşi olarak zamanın akademik çevrelerini hem de iyi tahsil
terbiye görmüş İstanbullu bir kadının, bir annenin duyarlığını, meşgalelerini,
gözlemlerini sade bir dille anlatmış. Konumu gereği gittiği yabancı kentlerindeki
izlenimlerini de kitabın içine serpiştirmiş. Cemal Süreya’nın “Bir kitapta
resimler olmalı” tavsiyesine uyan Binark, aile albümünden fotoğraf kareleri ile
otobiyografiye görsel bir gerçeklik de katıyor. Arka kapakta “Türkiye’nin son elli
yılının panoramasını verirken” diye bir ifade var; perspektifin, Osmanlı
aristokratı bir ailenin Kemalist bir ardılı olan hanımefendiye ait olduğunu eklemekte
yarar var ki, bu perspektif öyle çok da rahatsız edici değil. Cumhuriyet’in ilk
kuşak aydınlarında sıkça rastlanan birazcık Jakoben, kâh Şarkiyatçı kâh halka
uzak renkleri bugün törpülenmiştir herhalde.
Nermidil Hanımın anıları, gençlere Teşvikiye
ya da Caddebostan gözlükleriyle İstanbul’dan insani ve toplumsal manzaralar da
sunuyor. R.D.
|
|
|

Louis Althusserçev. Alp Tümertekin
İthaki Yayınları
|
Güncel
Müdahaleler
Althusser’in bir tartışmada yaptığı
konuşmanın metni... Althusser, konuşmasına “Eğer emperyalizm bunalımdaysa, şunu
da eklemek gerekir: Uluslararası Komünist Hareket de bunalımdadır,” diyerek
başlıyor ve tarihsel olarak son derece önemli bulduğu Fransız Komünist Partisi’nin
1976’da gerçekleştirilen 22. Kongresi’ne dair düşüncelerini ortaya koyuyor.
Birçoğu hâlâ güncelliğini koruyan ve bugün de Marksistleri etkileyen Güncel
Müdahaleler, FKP özgülünde, tüm komünist partilerin radikal bir eleştirisi olarak
değerlendirilmesi gereken bir eser... MURAT ATEŞ |
|
|

Michael Baigent,
Richard Leigh,
Henry Lincoln
çev. Mehmet Topdaş
Nokta Yayınları |
Tarikatı Tapınak Şövalyeleri: Bu tip –komplo teorisi demeyeceğim– gizli örgüt, cemiyet, tarikat,
topluluklar vb hakkındaki kitaplar için zıt fikirler ileri sürülür. Söz konusu
kitap için de, çeşitli yayınlarda çıkmış yazılarda inanılmaz, cezbedici, şok
edici sıfatlarının yanı sıra bilgisiz, amatörce, zırva yığını gibi sıfatlar da
kullanılmış. Bu tip kitapların tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de,
kararsızlıklara rağmen, geniş bir kesim tarafından ilgi gördüğünü
yadsıyamayız. Birbirlerinden çok uzakta dünyaya gelen üç yazarı bir araya getiren,
Tapınak Şövalyeleri’ne ilgileri olmuş. Yazarlar Güney Fransa’nın bir köyündeki
Rennes Şatosu’ndan başlayan araştırmalarının dallanıp budaklanarak ulaştığı
boyut hakkında şunu söylüyor: “Biz sadece yerel bir gizle uğraşıyorduk. (...)
Araştırmamızın Batı tarihinin bir bölümüne ışık tutacağına inanıyorduk,
fakat hiçbir zaman tarihi yeniden yazma gibi bir düşüncemiz yoktu.” C.U.
|
|
|

Meral Ataç
YKY, |
Küçükhanım Meralika Meral Ataç Tolluoğlu’nun Babam Nurullah
Ataç’ını, daha önce, Ataç üzerine çalışırken okumuştum. O kitapta Meral
Ataç, babası Nurullah Ataç’ı anlatıyordu.
Meral Ataç yeni kitabının başında “Ben ne
edebiyatçı, ne yazarım. Güzel cümleler yazmasını bilmem. Bu kitapta doğduğum
yeri, büyüdüğüm çevreyi, tüm ailemi, yakınlarımı, sevip sevmediklerimi ve
gönül kırgınlıklarımı anlatmaya çalıştım,” diyor. Ataç kitabının başına
yazılan “Bu kitabı sanat iddiasıyla değil, saf ve samimi bir aşkı terennüm
maksadıyla yazdım” ifadesinden hiç hoşlanmamış, bu ifadeyi yazan, belli ki sanat
meraklısı genci bir güzel haşlamıştır herhalde. İkinci olarak da Küçükhanım
Meralika’nın Ataç’ın diliyle, onun tilcikleriyle yazılmadığı söylenebilir.
Halbuki Ataç yarının dilini arıyordu ve yarının diliyle yazdığını
düşünüyordu, yarının dilini bulabilse kızından babasının diliyle yazması
beklenebilirdi. Bu kitap her şeye rağmen edebiyat tarihçilerine epey malzeme sunuyor. M.A.
|
|
|

Mustafa Armağan
Gelenek Yayıncılık |
İnsan Yüzlü Şehirler İnsan Yüzlü Şehirler, daha önce de şehircilik ve şehir tarihiyle
ilgili kitaplar yazmış olan Armağan’ın bu alandaki son kitabı. Görsel içeriği
zengin olan olan kitap, ağırlıklı olarak Osmanlı coğrafyasının şehirlerinden söz
etse de, okuyucuyu yeryüzünün oldukça geniş bir alanında gezdiriyor. Yazılardan bir
kısmına yazarın kendi seyahat izlenimleri, bir kısmına ise şehir tarihiyle ilgili
okumaları kaynaklık etmiş. Armağan, bazı şehirleri de Evliya Çelebi’nin
gözünden anlatıyor. Bursa, Konya ve İstanbul kitapta en çok sözü edilen
şehirlerden. Paris, New York, Las Vegas, St. Petersburg, Moskova, Mekke, Medine, Şam,
Bağdat, Bakü, Urfa, Hatay da kitabın yelpazesi içinde yer alıyor. Söz ettiği
şehirlerin kuruluş süreçleri ve çokkültürlü yapılarıyla şehir-insan ilişkisi
üzerinde özellikle durmuş yazar. Çok derin tahliller ve bilimsel bir yaklaşım söz
konusu olmadığından, şehir tarihine ilgi duyan herkesin kolaylıkla okuyabileceği,
şık baskısıyla hoş bir kitap. NİHAN ÖZYILDIRIM
|
|
|

Tahir Abacı
Kandil Kitaplar |
Adı Senfoni Kalsın Abacı’nın romanı, teknolojik gelişmelerin, hukuk dünyasının pek çok
görüngüsünü bugün tasavvur etmekte zorlanacağımız bir biçimde değiştirdiği
bir gelecek tasarımına dayanıyor. Ne var ki teknolojideki bu değişimin yanında,
hukukun ve toplumun özünde çok şey değişmiş değil. Bu yanıyla olumsuz bir ütopya
bile denebilir Adı Senfoni Kalsın için. Bu kurgusal gelecek içerisinde bir avukatın
başına gelenleri okurken, günümüzün hukuk dünyasının görünmeyen yanları da
gözler önüne seriliyor. Bu fütürist romandaki bir kahramanın şu sözleri oldukça
manidar: “Hukuk geçmişte yaşar... Bizler geçmiş alır satarız...” Hukuk
dünyasına bir biçimde bulaşmış olanlar için romanın ayrıntılarından farklı
tatlar olabileceği gibi, yolu hiç mahkemeye düşmemiş, hiçbir avukatı tanımamış
olanlara da bu dünyanın çok da abartılı olmayan bir resmini çiziyor Tahir Abacı.
B.Ç. |
|
|
|
|
|