Satrançın Tarihçesi
Satranç kelimesi Hintçe "Sandregn" den gelir.Satranca, İngilizcede
"Chess check patterns", Fransızcada "Echecs" denir.Eski yazıtlar
arasında satranca rastlanmaktadır. MÖ.3000 yıllarında satranç gibi bir oyunun
Mısır ve Hindistan'da oynanıldığı sanılmaktadır. 1913 yılında Murret'in
yazdığı satranç tarihinde, bu o yunun 570 yıllarında Hindistan'da oynandığını
belirtmektedir. Yapılan araştırmalara ve ele geçen yazıtlara göre, satranç 600
yıllarında Hindistan'dan İran'a geçmiştir . Yine bu belgelere göre , A raplar
satrancı VII. yüzyılda öğrenmişlerdir.Bazı söylentilere göre de satranç
"Sat-Ran-Çu" adıyla Çin'de bulunmuştur. Bazı belgeler bu söy- lentiyi
doğrulamaktadır.İran tarihçilerinden Firdevsi'nin Şeyhnamesi'nde anlattığına
göre, İran Şahı Hüsrev'in Hint yöne ticileriyle birbirlerine gönderdikleri
armağanlar arasında satranca ait resimler de vardır. Bazı bel geler, satrancı bir
Brahman'ın bulduğunu ve Şah'a armağan ettiğini göstermektedir. Şah, buna
karşılık Brahman'a "Ne istediğin varsa kabul edeceğim der. Brahman da, Şah'tan
64 kareli satranç tahtasının ilk karesine bir, ikinci karesine iki, üçüncü karesine
dört, yani her kareye bir öncekinin iki katı buğday koyarak doldurmasını ister.
Şah, Brahman'ın alçak gönüllülüğüne hay ran kalarak isteğinin yerine
getirilmesini emreder. Brahman'ın isteği yerine getirilmeye başlanırken ülkedeki
buğdayların yetmeyeceği anlaşılır. O zaman yapılan hesaplar sonunda, Brahman'ın
Şah' tan 18.446.744.373.709.551.616 tanebuğday istediği ortaya çıkar. Bu kadar
buğdayı yetiştir mek için, dünyanın 64 misli büyüklüğünde bir kara parçasına
gereksinim olduğunu görülünce, Şah Brahman'ı tebrik eder ve karşısında ne denli
güçsüz olduğunu anlar.Bazı tarihçiler, satrancın Truva'nın kuşatılması
sırasında Palamedes'in bulduğunu söylerler. Ancak ,bu iddia bugüne dek ne
Yunanlılarca benimsenmiş, ne de bu konuda bir yazıt vardır.Yukarda belirtildiği gibi,
satrancın adı Hintçeden gelir. Anlamı, 4 cins figürün, 4 ayrı silahla sunul
masıdır. Bu 4 figür konusunda çok değişik yorumlar vardır. Bazılarına göre, 4
figür "Hava, ateş, toprak ve suyu, bir kısmına göre de, "Yaz, kış,
ilkbahar ve sonbaharı yansıtır. Burada, en kuv- vetli taş olan vezir ateşi ve
bilginleri, kale toprağı, fil havayı, şah evreni temsil eder. Bu benzetme ler 4
taşın geometrik şekillerinden esinlenerek söylenmektedir.Satranç Batı'ya Arapların
aracılığıyla IX. yüzyılda geçmiştir. Bunu belgeleyen en güzel örnek de,
Harun-ür-Reşit'in Charlemange'a hediye ettiği satranç takımıdır.Eski satrancı,
günümüz Modern Satranç'tan ayıran özellikler şunlardır: Vezir çapraz giderken an
cak 1 hane gidebilirdi, Fil At gibi ancak 1 hane atlıyalarak gidebilir, en kuvvetli
figür Kale idi. Rok ile piyonun başlangıç durumundan iki kare ileri gitme kuralı
yoktu. Eski satranç oyunu ya vaşlığı bakımından da oldukça farklı idi. Uzağa
etki eden sadece bir figür vardı "Kale" Şahı mat etmek olağanüstü zor
idi. Bu nedenden ötürü kazanmanın iki yolu vardı: Pat ve partnörün bütün figürle
rini ortadan kaldırmak (Çıplak Şah Hali) Açılışlarda çok yavaş gelişiyordu.XV.
yüzyıldan sonra Modern Satranç bugün ki halini almaya başlamıştır. Piyonla iki
kare atlama, geçerken alma, rok kuralı, piyonların son sıraya ulaştıklarında başka
bir figüre dönüşmesi gibi ku rallar satrancın hızlnadırılması için yapılmış
yeniliklerdir.Günümüzde büyük kitlelere ulaşmış, 7'den 77'ye herkesce oynanan
Satranç bir spor dalı olarak kabul edilmektedir. (FIDE) Uluslararası Satranç
Federasyonu , federasyonlar arası en çok üye si olan federasyonların başında yer
alır.
|