 Frig
Krallığı en güçlü döneminde batıda Burdur yöresinden, doğuda Amasya’ya,
kuzeyde Samsun’dan, güneyde Niğde civarına kadar yayılmıştı. Fakat Kimmer
tehlikesi giderek artıyordu. Asur kralı II. Sargon bu göçebelerle yaptığı bir
savaşta öldü (M.Ö. 705). Asur desteğini yitiren Frigler de Kimmerlerin istilalarına
maruz kaldı. M.Ö. 7. yüzyıl başlarında Gordion Kimmerler tarafından yakılarak
tahrip edildi. Kral Midas bu yenilgiden sonra intihar etti. Frigler bu
yenilgilere rağmen Orta Anadolu’nun çeşitli yörelerine dağılarak beylikler halinde
bir müddet daha hüküm sürdüler. Çorum’un kuzeyindeki Pazarlı ve eski Hitit
başkenti Boğazköy bu yerleşim yerlerinden bazılarıdır. Ancak, en güçlü
oldukları bölge Eskişehir ve Afyon civarıydı. Küçük Frigya denilen bu bölgede
bulunan Midas kentinin dini açıdan da büyük önemi vardı.
 . Friglerin çok tanrılı bir dinleri vardı. Güneş Tanrısı
Sabazios ile Ay Tanrısı Men bunlardan en tanınmışlarıydı. Ancak Frigler denince
akla ilk gelen tanrıça Kybele’dir. Anadolu’da Erken Neolitik Dönemden beri
tapınılan Kybele Frigler için bir doğa tanrıçası, hatta doğanın bizzat
kendisiydi. Kybele için en büyük tapınma yeri Pessinus’ta (Sivrihisar - Ballıhisar)
idi. Burada tanrıçayı siyah meteorik bir taş temsil ediyordu. Frigler bu tanrıçayı
o kadar benimsediler ki, tüm ülkelerini Agdistis Dindymene de dedikleri Kybele’nin
mülkü saydılar. Bunun sonucunda, aslında bir Anadolu tanrıçası olduğu halde Kybele
tarihe bir Frig tanrıçası olarak geçti. Kybele kutsal alanları genellikle kayalıklar
üzerine yapılmıştı. Çünkü tanrıçanın buralarda yaşadığına inanılıyordu.
M.Ö. 8.-6. yüzyıllar arasında Eskişehir-Afyon arasındaki ovaya tanrıçanın
tapınaklarını temsil eden pek çok kaya anıtı yapılmıştı.
Frig soyluları ölülerini ya kayaya oyulmuş mezarlara
ya da tümülüs denen yığma mezar tepelerinin altındaki odalara gömerlerdi. Kaya
mezarlarının kimilerinde cephe kabartmalarla süslenmişti. Tümülüslere Gordion,
Ankara ve Kerkenezdağ bölgelerinde yoğun olarak rastlanmaktadır. Bunlardan en
büyüğü Midas’a ait olduğu sanılan 300 m. çapında ve 53 m. yüksekliğindeki
Büyük Tümülüs’tür. Tümülüs geleneği Anadolu’ya yabancıydı ve Frigler
tarafından Makedonya’dan getirilmişti.
Frig kentleri içinde Gordion’un özel bir yeri
vardır. Saray yapılarının bulunduğu kesim bir tepe üzerine kurulmuştu. Bu
yapıların en dikkat çekici özelliği tümünün megaron planlı oluşlarıdır. Batı
Anadolu’da M.Ö. 3. binyılın başlarından beri kullanılan bu tür yapılar önde bir
giriş holü ile arkadaki büyük salondan oluşuyordu.
Hint-Avrupa kökenli bir dil kullanan Friglerin
yazıları tam olarak çözülememiştir. Frigler dokumacılık, marangozluk ve
madencilikte çok ustaydılar. Gordion tümülüslerinde bulunan çivi kullanılmaksızın
birbirine geçmelerle tutturulmuş panolar ve mobilyalar ile fibula adı verilen çengelli
iğneler ve makara kulplu kaseler Friglere özgü eserlerdir. |