Hititler döneminde Anadolu yarımadasının güneyinde Luviler, Paflagonya Bölgesinde
Palalar ve diğer bölgelerde Arzava, Kizzuvatna ve Ahhiyava krallıkları bulunuyordu. Bu
devletlerden başka Hurriler ve Mitanniler de aynı dönemde Güneydoğu Anadolu’da
özgün uygarlıklar yaratmışlardır. Hurrilere ilk önce M.Ö. 3. binin sonlarında
Mardin dolaylarında rastlanmaktadır. Urkis şehrinde bir tapınağın kurulması ile
ilgili belge şimdi Louvre Müzesindedir. Tunçtan bir aslan heykelciğinin koruduğu bir
taş levha üzerine arkaik çivi yazısı ile kazınan yazıt M.Ö. 2300 yıllarına
aittir. Hurriler önceleri M.Ö. 2. binin ilk yarısında kısa yaşamlı küçük
beylikler kurmuşlardır. Daha sonra M.Ö. 1500-1250 arasında Hurriler tarafından
kurulan Mitanni devleti o dönemde Yakın Doğu’nun Mısır’dan sonra gelen ikinci
büyük gücü olmuştur. Mitanni kralları aynı dönemde hüküm süren Mısır
kralları ile mektuplaştıklarından bu dönem hakkında oldukça fazla bilgi edinmek
mümkündür. Hurrilerin başlıca merkezleri Urfa, Diyarbakır, Mardin ve Kerkük
arasındaki bölgede kalan Tell Feheriye, Tell Brak, şagar ve Bazar gibi kentlerdir.
Mitanni devletinin kralları Hint-Ari kökenli idiler. Hindistan’a giden bazı Hint-Ari
boylarının İran yaylası üzerinden Güneydoğu Anadolu’ya geldikleri ve yerli halk
olan Hurrilerle kaynaştıkları tahmin edilmektedir. Mitannilerin at yetiştirme
konusunda oldukça bilgili oldukları anlaşılmaktadır. Boğazköy’de bulunan Hititçe
yazılmış dört tablette atların yetiştirilmesi hususundaki bilgilerin bir Mitannili
tarafından kaleme alındığı bildirilmekte ve Hititçe çevirideki bazı teknik
terimler Sanskritçe dilinde verilmektedir. Oldukça kısa süren bir egemenlik
döneminden sonra Hitit kralı şuppiluliuma tarafından son verilen Mitanni devleti
Hattuşa’ya bağlı bir eyalet haline getirildi. Fakat Hurrilerin etkisi yörede yoğun
bir şekilde devam etti
|