|
|
|
Hitit Devleti
(M.Ö.1700 -1200) |
Asur Ticaret
Kolonileri Çağında Anadolu irili ufaklı birçok beylik arasında paylaşılmış
durumdaydı. Yazılı kayıtlarda adlarına rastlanan bazı beylikleri şöyle
sıralıyabiliriz : Neşa (Kaneş), Hattuş, Mama, Puruşhanda, Kuşşara, Zalpa. Yazılı
belgelerde Kuşşara'lı olduğu belirtilen Pithana ve oğlu Anitta zamanında Anadolu' da
merkezi bir devletin kurulmasına doğru yol alınmıştır. Anitta Neşa, Zalpa ve
Hattuş'u ele geçirerek ilk kez büyük kral unvanını almıştır. Asıl olarak
Anitta'dan yüzyıl sonra aynı soydan gelen Kuşşaralı Labarnaş Hattuş'u başkent
yapıp, kente Hattuşaş, kendine de Hattuşalı anlamına gelen Hattuşili adını
vermiş, böylece M.Ö. 1650-1620 yıllarında Hitit Devleti resmen kurulmuştur. |
Yerli Anadolulu oldukları kabul edilen Hatti beylerine karşılık
Hint-Avrupalı Hititler'in kökeni hakkında fazla bilgi yoktur. Çeşitli varsayımlara
göre Hititlerin Anadolu'ya Kafkasya veya Boğazlar üzerinden Kuzey Avrupa'dan geldikleri
düşünülmektedir. Bir başka görüşe göre Hititler Anadolu'ya yerleşmeden önce
Kuzey Mezopotamya'da yaşamaktaydılar. Fakat bilinen şudur ki Hititler Anadolu'ya
geldiklerinde ve daha sonra hep azınlıkta kalmışlardır. Oysa Anadolu'ya geldiklerinde
burada yaşayanlar her türlü silahı kullanmayı ve üretmeyi biliyor, aynı zamanda da
etrafı surlarla çevrili korunaklı şehirlerde yaşıyorlardı. Bu yüzden azınlıkta
olan Hitit göçmenlerinin çok kısa bir sürede bu beylikleri yakıp yıkması kolay
degildi. Hititlerin başarısı yerli uygarlığı kabul etmelerive buna uyum
göstermeleridir. I.Hattuşili’nin
Hattuşa’yı başkent yapmasından sonra Hitit Devleti hızlı bir biçimde gelişmeye
başladı. I.Murşili döneminde Halep ve Babil’in alınmasıyla Hitit Devleti Yakın
Doğu’nun en etkili siyasal güçlerinden biri haline geldi. Bu dönemde kap
formlarında sadeleşme göze çarpan özelliklerdendir. Fakat Hititler’in bibru
dedikleri hayvan şeklinde törensel kaplar (Rithon) yapma geleneşi sürmektedir. Kap
formlarına eklenen bir yenilikse büyük vazolar üzerine kabartma frizler şeklinde
yapılan ve daha çok dini törenlerle ilgili olan süslemelerdir. Bu sanat daha sonraki
kaya kabartma sanatının öncüsü durumundadır.
Geç Tunç Çağı (M.Ö. 2000-1200)
Hitit tarihinin son dönemi aynı zamanda Tunç
Çağının da sonu olmuştur. M.Ö. 1400 yıllarında Hitit Devleti I.şuppiluliuma
önderliğinde imparatorluk haline gelmiştir. Sınırların Suriye’ye değin
genişlemesi üzerine bu ülke üzerinde çıkarları olan Mısırlılarla ilişkiler
gerilmiş, sonunda Muwatalli zamanında Mısır Firavunu II.Ramses ile Suriye egemenliği
için Kadeş savaşı yapılmıştır (M.Ö. 1296). Her iki tarafın da birbirine belirgin
bir üstünlük sağlayamaması üzerine M.Ö. 1280 de ünlü Kadeş barışı
imzalanmıştır. Fakat Kadeş savaşının yarattığı yıpranma kolay kolay tamir
edilemez ve III.Hattuşili ve IV.Tudhaliya gibi son güçlü krallardan sonra imparatorluk
hızla çökmeye başlamıştır. Bu devirde Anadolu’da büyük bir kuraklık ve
kıtlığın yaşanması bu çöküşü hızlandıran etkenlerdendir. Sonunda başkent
Hattuşaş, M.Ö. 1200 yıllarında Karadeniz dağlarından gelen Kaşkalar tarafından
yakılıp yıkılmış ve Hitit İmparatorluğu sona ermiştir
İmparatorluk Çağı kültürü hemen hemen
her yönüyle Eski Hitit kültürünün devamıdır. Ancak bu dönemde gerek mimarlık
gerekse betimleme sanatında imparatorluğa yakışan eserler ortaya konmuştur.
Özellikle başkent Hattuşaş imparatorluğun tüm görkemini yansıtmaktadır.
Özellikle IV Tudhaliya döneminde başkentte toplanan tapınaklarla, Yazılıkaya Açık
Hava Tapınağı mimarisi ve kabartmaları ile dikkat çekicidir. Yine bu dönemde
İmparatorluğun dört bir yanı kaya kabartmaları ile bezenmiştir. Ele geçirdikleri
ülkelerin tüm tanrılarını kabul etmelerinden dolayı çok tanrılı bir dine sahip
olan Hititler bu kaya kabarmalarında daha çok dinsel sahneleri işlemişlerdir. Bu
dönemde çivi yazısı resmi yazışmalarda, Hiyeroglif ise kaya kabartmalarında
kullanılmıştır. İmparatorluk döneminde Hitit seramiği hem teknik hem de form
yönünden oldukça gerilemiştir. Hayvan şeklindeki kap yapımı ise devam
etmiştir. |
|
|