|
|
SU ALTI BİTKİLERİNDE
POLENLEME |
Deniz altı bitkilerinde polenleşmeyle üreme |
Polenle üreme yöntemi, bilinenin aksine, sadece kara bitkilerine özgü bir yöntem
değildir. Deniz bitkilerinde de bu yöntemle üreyen türler vardır. İlk olarak 1787
yılında İtalyan botanikçi Filippo Cavollini, açık denizde yaşayan ve polenleşme
yöntemi ile üreyen "Zostera" isimli bitkiyi keşfetmiştir.
Polenleşme yönteminin sadece kara bitkilerine özgü olduğunun zannedilmesinin nedeni;
su ile temas eden kara bitkilerinin polenlerinin, yarılarak işe yaramaz hale
gelmeleriydi. Suda polenleşme yöntemiyle üreyen bitkiler üzerinde yapılan
incelemeler, bu konunun evrim teorisinin içinden çıkamadığı problemlerden bir yenisi
olduğunu göstermiştir.
|
| Polenleri suyla
taşınan bitkilere 11 farklı familyada 31 cins olarak Kuzey İsveç'ten, Güney
Arjantin'e, deniz seviyesinin 40 m altından, 4800 m yüksekte And Dağlarındaki Titicaca
Gölü'ne kadar pek çok farklı yerde rastlanılır. Ekolojik yönden bakılacak olursa
tropik yağmur ormanlarından, çöllerdeki mevsimlik göllere kadar çok farklı
şartlarda yaşayanları vardır. |
Daha önce de belirttiğimiz gibi su, polenin yayılması için hiç de etkin bir ortam
değildir ve genellikle polen tanelerinin yarılmasına yol açar. Ayrıca, suyun
hareketini tahmin etmek de zordur. Suda oldukça düzensiz akıntılar olabilir, gel-git
olması bitkileri aniden batırabilir ya da suyun üstünde oldukça uzaklara
götürebilir. Tüm bunlara karşın suda yetişen bitkiler, polenleşme taşıyıcısı
olarak suyu büyük bir başarı ile kullanırlar. İşte bu bitkilerden birkaç örnek:
|
Vallisneria |
Erkek Vallisneria'nın çiçekleri, bitkinin su içinde kalan bölümünde oluşur.Bunlar
daha sonra dişi özellikli bitkinin çiçeklerine ulaşabilmesi için, gövdeden
ayrılarak serbest kalırlar. Çiçek, serbest kaldığında kolaylıkla su yüzeyine
çıkabilecek bir biçimde yaratılmıştır. Bu esnada çiçek küresel bir tomurcuk
görünümündedir. Taç yaprakları birbirleri üzerine kapanmıştır ve portakal
kabuğu gibi çiçeğin etrafını sarmışlardır. Bu özel yapılı form, polenlerin
taşındığı bölümün, suyun olumsuz etkisinden korunmasını sağlar. Çiçekler
yüzeye çıktığında, daha önce kapalı olan taç yapraklar birbirlerinden ayrılır
ve geriye doğru kıvrılarak su üzerine yayılırlar. Polenleri taşıyan organlar, taç
yaprakların üzerinde yükselmiş bir biçimde ortaya çıkarlar. Bunlar en hafif bir
esintiyle bile hareket edebilecek yelken görevini üstlenirler. Bu organlar, bir yandan
yelken gibi iş görürken, öte yandan Vallisneria'nın polenlerini de su yüzeyinden
yukarıda tutarlar.
|
|
|
Dişi bitkinin çiçekleri ise, su dibinden gelen uzun bir sapın ucunda ve su yüzeyinde
yer alırlar. Dişi çiçeğin yaprakları da su yüzeyinde hafif bir çöküntü
oluşturacak şekilde açılmışlardır. Bu çöküntü erkek çiçek kendine
yaklaştığında, dişi çiçeğin bir çekim alanı oluşturmasına yarar. Nitekim erkek
çiçek, dişi çiçeğin yanından geçerken bu çekim alanına girer ve iki çiçek
buluşur. Böylece polenler dişi çiçeğin üreme organına ulaşır ve polenleşme
gerçekleştirilmiş olur.
-
- Halodule
Etkileyici polenlenme stratejisine sahip bir başka su bitkisi de Fiji Adalarının kumlu
kıyılarında yetişen Halodule'dir. Bu bitkinin polen taşıyıcıları uzun yüzücü
iplikler biçimindedir ve suyun içinden yüzeye salınırlar. Bu tasarım Halodule'ye
Valisneria'dan bile çok daha fazla isabet sağlama imkanı verir. Ayrıca bu ipliklerin
yapısında son derece özel karbonhidrat ve protein tabakaları vardır. Bu özel yapı
da Halodulelerin yapışkanlık özelliği taşımalarını sağlamıştır. İplikler su
yüzeyinde birbirine yapışarak uzun sallar oluştururlar. Bitkiye ait bu tip milyonlarca
arama aracı, gel-git dalgalarını kullanarak dişi bitkilerin bulunduğu sığ sulara
doğru yol alırlar. Bu arama araçlarının birbiriyle çarpışmasıyla döllenme
işlemi kolaylıkla başarılmış olur.
-
|
 |
Halodule gel-git dalgalarını
kullanarak,uzun ve yapışkan yüzücü iplikleri sayesinde polenlerini dişi bitkilere
göndermede hep başarılı olur. |
| Thalassia Buraya kadar polenleri su yüzeyinde taşınan bitkilerden
bahsettik. Bu durumda polenlerin hareketi iki boyutludur. Bazı bitkilerde ise üreme
sistemi üç boyutlu olarak işler. Üçüncü boyut su yüzeyinin altıdır. Su
altındaki polenleşme stratejileri, su yüzeyinde gerçekleştirilenlerden daha zordur.
Çünkü üç boyutlu polenleşmede, polenlerin hareketlerindeki ufak bir değişiklik
dahi sonucu daha fazla etkiler. Bu nedenle bir polenin, su içinde iken dişi organı
yakalaması, yüzeydeyken yakalamasından çok daha zordur. Buna karşın,Karaib
Adalarından St. Croix'da yetişen "Thalassia" bitkisi yaşamını her zaman su
altında sürdürür. Çünkü Thalassia, bu zor gözüken döllenme koşullarını
kolaylaştıracak bir polenleşme stratejisine sahip olarak yaratılmıştır. Thalassia,
yuvarlak polenlerini uzun yapışkanlı iplikler içine gömülü durumda su altına
salar. Su altında yüzen ve dalgalar tarafından yönlendirilen bu iplikler, dişi
çiçeklerin üreme organlarına takılarak çoğalmayı sağlar. |
|

|
Thalassia bitkisi diğer su bitkilerinden farklı olarak tüm yaşamını suyun altında
geçirir. Buna rağmen o da polenlerini su yoluyla dişi bitkiye ulaştırır. Thalassia'nın
da yandaki şekilde de görüldüğü gibi yapışkanlı iplikleri vardır. Thalassia'nın
özel yapısı su altında yaşaması için tasarlanmıştır.
|
|
|
|
|
|