|
|
KÖKLER
|
Doğal Sondajcılar |
Bitkilerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için fotosentez yapmaya, bu işlem için de
topraktan alacakları suya ve minerallere ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlarını
karşılamak için de toprak altında sondaj yapan köklere gereksinim duyarlar. Köklerin
görevi, toprağın altına bir ağ gibi hızla yayılıp su ve mineralleri çekmektir.
Bununla birlikte bitki kökleri, narin yapılarına rağmen tonlarca ağırlığa
ulaşabilen bitkilerin toprağa sıkıca bağlanıp tutunmalarını da sağlarlar. |

|
Köklerin toprağı tutma özelliği son derece önemlidir, çünkü bu sayede toprak
kaymaları, toprağın verimli üst katmanlarının yağmurlarla kaybı gibi insan yaşamını
etkileyecek olumsuz etmenler de ortadan kalkmış olur. Bu işlemleri yaparken kökler hiçbir
teçhizata gerek duymazlar. Köklerin suyu çekme işlemini başlatacak gücü sağlayan bir
motorları yoktur. Suyu ve mineralleri metrelerce uzunluktaki gövdeye pompalayacak bir teknik
donanımları da mevcut değildir. Ama kökler çok geniş bir alana yayılarak suyu
çekebilirler. Peki, kökler bu işi nasıl başarmaktadırlar?
|
|
Bu sistem nasıl işler?
|
Erişkin bir akçaağaç sıcak bir yaz gününün öğleden sonrasında her saat için,
tek başına yaklaşık olarak 265 litre su kaybeder. Bu, ağaç için çok önemli bir
kayıptır. Hemen kaybolan miktarda suyun yerine konması gereklidir. Bitkilerde bulunan
kusursuz kök sistemi sayesinde buharlaşan suyun her damlası anında yenilenir.
Toprağın derinliklerine dağılmış olan kökler, bitkinin ihtiyacı olan su ve
mineralleri, gövde ve dallar vasıtasıyla yapraklara kadar ulaştırırlar. Köklerin
topraktaki suyu emmeleri adeta bir sondajlama tekniğini andırır. Kök uçları,
topraktaki suyu bulana kadar toprağın derinliklerini aramaya devam ederler. Su köke,
öncelikle dış zarından ve kılcal hücrelerden girer. Hücre içinden ve hücre
kabuklarından gövde dokusuna geçer. Buradan da bitkinin her bölümüne dağıtılır.
Bitkinin kusursuz bir şekilde yerine getirdiği bu işlem aslında son derece karmaşık
bir işlemdir. Öyle ki bu sistemin sırrı teknoloji ve uzay çağına eriştiğimiz
günümüzde bile tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Ağaçlardaki, bu bir nevi
"hidrofor sistemi"nin varlığı yaklaşık iki yüzyıl önce keşfedilmiştir.
Ancak suyun yer çekimine aykırı bu hareketinin nasıl gerçekleştiğine kesin bir
açıklama getirebilen bir kanun hala bulunamamıştır. |
|
| Bitki köklerindeki basınç
sistemi |
Bitkiler, köklerindeki hücrelerin iç basınçları dış basınçlarından az
olduğunda dışarıdan su alırlar. Başka bir deyişle bitki, topraktan ancak ihtiyacı
olduğu zamanlarda su almaktadır. Bunu belirleyen en önemli faktör, bitkinin
köklerinin içinde bulunan suyun meydana getirdiği basınç miktarıdır. Bu basıncın
dışarıdaki basınç miktarı ile dengelenmesi gereklidir. Bitki bunu sağlayabilmek
için, içerideki basınç miktarı azaldığında kökler vasıtası ile dışarıdan su
alma ihtiyacı duyar. Bunun tam tersi olduğunda ise, yani bitkideki iç basınç
dışarıdakine oranla daha yüksek olduğunda, bitki bu dengeyi sağlayabilmek için
bünyesindeki suyu yapraklarından dışarı bırakır.
Eğer suyun topraktaki yoğunluğu normalde olduğundan biraz daha yüksek olsaydı, dış
basınç çok yüksek olacağından bitki sürekli su alacak ve bir süre sonra bitki
bundan zarar görecekti. Bunun tam tersine suyun topraktaki yoğunluğu daha düşük
olsaydı, bitki hücresi dış basınç çok düşük olacağından dışarıdan hiçbir
zaman su alamayacaktı. Hatta basıncı dengelemek için bünyesindeki suyu dışarı
salacak yani her iki durumda da kuruyarak ölecekti. Görüldüğü gibi bitki kökleri ne
eksik ne de fazla, sadece o anki şartlarda ihtiyaç duyulan miktarda basınç ayarlaması
yapabilecek bir denge-kontrol mekanizması ile donatılmışlardır. |

|
Kökler topraktan emdikleri suyu gövdedeki borulara aktarırlar. Bu taşıma boruları
suyu ve besinleri metrelerce uzunluktaki gövdede hiç zorlanmadan dolaştırarak, en
uçtaki yapraklara kadar ulaştırırlar. Yandaki iki resimde ise kök ucunun genel
yapısının detayları ve kök ucunun büyümesi görülüyor.
|
|
| Köklerin topraktan iyonları
almaları |
Bitki kökünde yer alan hücreler, hücre içindeki reaksiyonlarda kullanmak için
topraktaki belli iyonları seçerler. Bu son derece önemli bir işlemdir. Çünkü bitki
hücreleri, kendi içlerindeki iyonların yoğunluğu, topraktaki iyonların
yoğunluğundan 1000 kez daha fazla olmasına rağmen bu iyonları hücre içine
kolaylıkla alabilirler.
Normal şartlar altında yüksek yoğunluktaki bir bölgeden, yoğunluğu daha az olan
bölgeye doğru madde akışı gerçekleşir. Fakat görüldüğü gibi bitki köklerinin
topraktan iyon temininde bunun tam tersi meydana gelmektedir. İşte bu nedenle bu işlem
için yüksek miktarda enerjiye ihtiyaç vardır.
İyonların hücre zarından geçişinde iki faktör etkili olmaktadır. Zarın iyon
geçirgenliği ve zarın iki tarafındaki iyonların yoğunluk farkı. |

|
Resimdeki minerallerin önümüze konulduğunu ve bunların içinden vücudumuz için
gerekli olanlarını seçmemizin istendiğini düşünelim. Bu konuda eğitim almamış
bir kişinin böyle bir işlemi yapabilmesi mümkün değildir. Oysa bitkiler milyonlarca
yıldır, toprakta bulunan çeşitli elementlerin içinden sadece kendilerine gerekli
olanlarını seçer ve kullanırlar.
|
|
Bu iki faktörü sorular sorarak inceleyelim. Bir bitkinin topraktaki elementlerin
içinden kendisine "gerekli olanları seçmesi" ne anlama gelmektedir?
Öncelikle buradaki "gerekli" kavramını ele alalım. Bu "gereklilik"
için kök hücresinin bitkinin tamamındaki elementleri teker teker tanıması şarttır.
Tanıdığı bu elementlerin de bitkinin her yerindeki eksikliğini tespit etmesi ve
ihtiyaç olarak belirlemesi gerekmektedir. Yine soru soralım. Bir element nasıl
tanınır? Eğer toprakta saf halde bulunmuyorsa, yani başka elementlerle bir arada
bulunuyorsa, diğerlerinden ayırt etmek için ne yapmak gerekir?
Bir kişinin önüne demir, kalsiyum, magnezyum, fosfor gibi elementler karışık olarak
koyulsa, hangisinin ne olduğunu hiç yardım almadan bulması mümkün müdür? Bu kişi
elementleri nasıl ayırt eder? Eğer bu konuda detaylı bir eğitim almışsa ancak belli
bir miktarını ayırt edebilecektir. Geri kalanların ise ne olduklarını bilmesine
imkan yoktur. Peki bitkiler bu ayrımı nasıl yapmaktadırlar?
Daha doğrusu bir bitkinin kendi kendine elementleri tanıması, ayırt etmesi ve
kendisine faydalı olanları bulması mümkün müdür? Böyle bir işlemin milyonlarca
yıldır her seferinde, en doğru şekilde gerçekleşmesi tesadüfen mümkün olur mu?
Herbirinin cevabı "imkansız" olan bu sorular hakkında daha derin ve
ayrıntılı düşünebilmek için köklerin nasıl bir seçicilik özelliğine sahip
olduğunu ve bu sırada gerçekleşen olayları inceleyelim. |
| Köklerin seçiciliği |
Doğada çeşitli şekillerde bulunduğunu bildiğimiz elementler, mineraller hakkındaki
kimya bilgilerimizi tekrar gözden geçirelim. Nerelerde bulunurlar, hangi madde hangi
sınıfa girer, aralarındaki farklar nelerdir, hangisinin ne olduğunu anlamak için ne
gibi deneyler ya da gözlemler yapmak gerekir, bu deneylerde kimyasal olarak mı, yoksa
fiziksel olarak mı daha hızlı sonuç elde edilir? Sadece fiziksel olarak bakılacak
olsa bir masaya koyulan bu maddeler arasında kolaylıkla doğru bir sıralama
yapılabilir mi? Renklerinden ya da şekillerinden mineraller ayırt edilebilirler mi?
Bu soruları çoğaltmak mümkündür. Bunlara verilen cevaplarsa aşağı yukarı aynı
olacaktır. Eğer bu konuda bir uzmanlaşma söz konusu değilse, lise ve üniversite
bilgilerinden arta kalanlarla verilen üstün körü cevaplar kişiyi kesin bir sonuca
götürmeyecektir. Mineraller hakkındaki bilgilerimizi sınamak için bu kez de insan
vücudundan örnekler verelim.
Vücudumuzda toplam olarak yaklaşık üç kilo mineral vardır. Bunların bir kısmı
organizmanın sağlığı için mutlaka gereklidir ve hepsinin vücutta bulunması gereken
belirli miktarlar vardır. Örneğin vücutta kalsiyum olmasa dişler ve kemikler
sertliğini kaybeder, demir olmayınca hemoglobin de olmayacağından dokularımıza
oksijen ulaşamazdı. Potasyum ve sodyum olmasa hücrelerimiz elektrik yükünü kaybeder
ve hızla yaşlanırdık. |
BİTKİLERİN KULLANDIĞI
ELEMENTLER |
ELEMENT |
KAYNAK |
ELEMENTLERİN BAŞLICA FONKSİYONLARI |
Mineralsiz Elementler
|
| Karbon (C) |
Atmosfer |
Bütün organik molekülün içinde |
| Oksijen (O) |
Atmosfer |
Birçok organik molekülün içinde |
| Hidrojen (H) |
Toprak |
Birçok organik molekülün içinde |
| Nitrojen (N) |
Toprak |
Proteinler, nükleik asitler ve benzerlerinin içinde |
Mineral Besinler Makro Besinler |
| Fosfor (P) |
Toprak |
Nükleik asitlerin, ATP, fosfolipidlerin içinde Enzim
aktivasyonu, su dengesi, demir dengesi |
| Potasyum (K) |
Toprak |
Enzim aktivasyonu, su dengesi, demir dengesi |
| Sülfür (S) |
Toprak |
Proteinlerin ve koenzimlerin içinde |
| Kalsiyum (Ca) |
Toprak |
Cytoskeletonu, zarları ve birçok enzimi etkiler; ikinci
mesajcı |
| Magnezyum (Mg) |
Toprak |
Klorofilin içine; birçok enzim için gereklidir;
ribozomları dengeler. |
Mikro Besinler |
| Demir (Fe) |
Toprak |
Birçok redox enzimi ve elektro taşıyıcıların aktif
bölümünün içinde; klorofil sentezi için kullanılır. |
| Klorine (Cl) |
Toprak |
Fotosentez; demir dengesinin sağlanmasında kullanılır.
|
| Mangan (Mn) |
Toprak |
Birçok enzimi harekete geçirir. |
| Boron (B) |
Toprak |
Karbonhidrat iletimi için gerekli olabilir. |
| Çinko (Zn) |
Toprak |
Enzim aktivasyonu, auxin hormonu sentezi için gerekir. |
| Bakır (Cu) |
Toprak |
Birçok redox enzimi ve elektro taşıyıcıların aktif
bölümünün içinde kullanılır |
| Molibden (Mo) |
Toprak |
Nitrojen sabitleştirme; nitrat azaltma için gereklidir. |
|
| Bu tabloda bitkilerin ihtiyaçları olan
elementler ve bu elementlerin bitki tarafından nerelerden alındığı ve nasıl
kullanıldığı gösterilmektedir. Bitkiler toprakta bulunan pek çok element içinden
sadece kendilerine gerekli olan bu16 elementi alırlar ve kullanırlar. |
İnsan vücudunda bulunan minerallerin aynısı toprakta da bulunur. Bunların da hepsinin
oranları, görevleri ve toprakta bulunuş şekilleri farklıdır ve bu minerallerden
faydalanan pek çok canlı vardır. Örneğin bitkilerde, kendileri için gerekli olan
elementleri topraktan kolaylıkla alabilecek şekilde sistemler tasarlanmıştır.
Yapılarında yer alan elementlerin hepsinin farklı kullanım alanları, dolayısıyla
topraktan alındıktan sonra gitmeleri gereken farklı yerler vardır. Hepsinin görevi
ayrıdır.
Bitkiler ihtiyaçları olan tüm mineral besinlerini topraktan alırlar. Bu maddeler
toprakta tek olarak bulunmadığı için, bitki bunları iyon olarak emer. Toprak
çözeltisinde bulunan çok sayıdaki inorganik iyon arasından bitkiler sadece
ihtiyaçları olan 13 tanesini alırlar. Bitkiler, aslında bunlara toprakta bulundukları
yoğunluktan daha yüksek yoğunlukta ihtiyaç duyarlar. Bu da gerçekte köklerin ne
kadar mükemmel bir toplama sistemine sahip olduklarını gösterir. Öyle ki kökler,
ihtiyaçları olan iyonları kendi bünyelerindeki yüksek yoğunluğa rağmen kök
hücrelerinden geçirerek pompalarlar.
Basınç sisteminin tersine işleyen bir şekilde gerçekleşen bu pompalama işlemi
oldukça zorlu bir iştir. Bu nedenle pompalara yüksek enerji sağlanması gereklidir.
Sonuçta, istenilen iyonları çeken ve istenmeyenleri geri iten bir tanıyıcı sistem
olması da zorunludur. Bu da iyon pompalarının sadece basit birer pompa
olmadıklarını, iyonları seçme özelliğine de sahip olduklarını göstermektedir.
Ayrıca bitkilerin topraktan seçilmiş iyonları emerek kullanması, onların tüm
canlılar için neden değerli bir mineral besin kaynağı olduğunu da açıklamaktadır.
|

|
Bir bitkinin sağlıklı olarak yaşayabilmesi için nitrojen, potasyum, fosfor, kalsiyum,
magnezyum, sülfür gibi ana elementlere ihtiyacı vardır. Bu maddelerin çoğunu bitkiler
topraktan direkt olarak temin edebilirken azot için durum farklıdır. Atmosferde %80lik bir
orana sahip olan bu gazı bitkiler havadan doğrudan alamazlar. Ancak toprakta bulunan ve
nitrojen bağlayan bakterilerden bu ihtiyaçlarını karşılayabilirler.Diğer elementler de
sağlıklı gelişim için gereklidir. Fakat bunlara oldukça az miktarlarda ihtiyaç duyulur.
Bu grup demir, klor, bakır, manganez, çinko, molibden ve bor içerir. Bu on üç gerekli
minerale ek olarak bitkiler karbon, hidrojen ve oksijen gibi üç temel yapı taşına da
ihtiyaç duyarlar ve bunları atmosferdeki karbondioksit, oksijen ve sudan alırlar. Tüm
bitkiler toplam olarak bu 16 elemente ihtiyaç duyarlar.
|
Yukarıdaki tabloda detayları görülen yeryüzündeki karbon ve azot çevriminin en
önemli elemanı kuşkusuz ki bitkilerdir.Havadaki azot, insanlar ve hayvanlar tarafından
direkt olarak alınamaz.Bazı bitkilerde yaşayan çeşitli bakteriler havadaki azotu
amonyağa ve amonyağı da nitrata dönüştürürler.Bu maddeler daha sonra bitkiler
tarafından toprktan emilir.İnsanlar ve hayvanlar da bitkileri yiyerek azot
ihtiyaçlarını karşılarlar. |
|
Bu elementlerin yeteri kadar alınamaması ya da fazla alınması durumunda bitkide
çeşitli eksiklikler ortaya çıkacaktır. Örneğin nitrojen, topraktan fazla alınması
durumunda yüksek ısıda kolay kırılmaya ve güçsüz büyümeye sebep olabilir, az
alınması durumundaysa bitkilerde sararma, kırmızılıkların ve morlukların
oluşması, az tomurcuklanma ve geç büyüme gibi sonuçlar doğurabilir. Fosfor
eksikliğindeyse, büyüme yavaşlar, renk koyulaşır, bazı bitkilerdeki yapraklarda
kahverengileşme ve morarma oluşur, yine tomurcuklanma azalır ve alttaki yapraklar
dökülür, çiçek açımı azalır. Körpe bitkilerin gelişmesi ve tohumlanma için
fosfor çok önemli bir elementtir. Kısacası bitkilerin sağlıklı büyümeleri için
bu iyonların varlığı ve topraktan gerektiği kadar alınmaları şarttır. |
Bitkiler bu iyon seçici
mekanizmaya sahip olmasalardı ne olurdu? Topraktan sadece gerekenleri değil de her
türlü minerali alsalardı ya da gereğinden daha az ya da fazla mineral alsalardı neler
olurdu? Hiç kuşkusuz ki şu anda yeryüzünde bulunan kusursuz dengede önemli
bozulmalar meydana gelirdi.
|
|
|
|