|
|
BİTKİ GÖVDESİ
|
Eşşiz dağıtım sistemi: Bitki Gövdesi |
En küçük otsu bir bitkiden dünyadaki en
yüksek ağaçlara kadar her bitki topraktan kökleri vasıtası ile aldığı mineralleri
ve suyu en uçtaki yaprakları da dahil olmak üzere her yere dağıtmak zorundadır. Bu,
bitkiler için son derece önemli bir ihtiyaçtır çünkü su ve mineraller bitkinin en
fazla ihtiyaç duyduğu maddelerdir.
Fotosentez işlemi de dahil olmak üzere bitkiler tüm faaliyetlerinde suya sürekli
ihtiyaç duyarlar. Çünkü bitkiler,
- hücrelerinin canlılığını ve gerginliğini,
- fotosentez işlemini,
- topraktaki erimiş besinlerin alınmasını,
- bitki içinde bu besinlerin değişik yerlere taşınmasını,
- ve sıcak iklimlerde, yapraklarının üzerinde serinletici etki yaparak sıcaktan zarar
görmemeleri gibi son derece hayati işlemlerini sadece suyu kullanarak yerine getirirler.
Peki toprağın derinliklerinde saklı duran su ve madensel tuzlar bitki tarafından
nasıl alınır? Ayrıca bitkiler kökleri vasıtasıyla topraktan emdikleri bu maddeleri,
gövdelerinin farklı bölgelerine nasıl iletirler? Bu zor işlemleri yaparken ne gibi
yöntemler kullanırlar? Bu soruların cevapları verilirken unutulmaması gereken en
önemli nokta hiç kuşkusuz ki, suyu metrelerce yukarıya çıkarmanın oldukça zor bir
iş olduğudur. Günümüzde bu işlem çeşitli hidrofor sistemleri kullanılarak
gerçekleştirilir. Bitkilerdeki taşıma ve dağıtma işlemleri de bir nevi hidrofor
sistemi ile sağlanır.
Bitkilerdeki, bu hidrofor sisteminin varlığı yaklaşık 200 yıl önce
keşfedilmiştir. Fakat bitkilerde suyun yerçekimine aykırı olarak çalışan bu
hareketi sağlayan sistemi kesin bir şekilde açıklayabilen bilimsel bir kanun hala
belirlenememiştir. Bu konuda bilim adamları sadece çeşitli teoriler öne sürmekte ve
bu teorilerin içinde en akla yatkın ve tatmin edici görünenini geçerli
saymaktadırlar.
Bütün bitkiler gerekli olan maddeleri topraktan alabilecekleri bir dağıtım şebekesi
ile donatılmışlardır. Bu şebeke topraktan temin edilen mineralleri ve suyu, gerekli
miktarlarda olacak şekilde ihtiyaç duyulan merkezlere en kısa zamanda iletir.
Bilimadamlarının bulgularına göre, bitkiler bu zor işi başarmak için birden fazla
metod kullanırlar. Bitkilerde suyun ve besinlerin taşınması birbirinden farklı
özelliklere sahip yapılar sayesinde gerçekleşir. Bu yapılar özel olarak
tasarlanmış taşıma ve dağıtma kanallarıdır. |

|
Yandaki resimde bir ağaçtaki su taşıma sisteminin genel olarak hangi bölümlerden
oluştuğu görülmektedir. Su, mineralleri bitki dokularına taşıma konusunda ve fotosentez
üretiminde nakilci sıvı olarak görev yapar. Bitkideki her bölümün farklı görevleri
vardır. Hepsi gerekli yerlere gönderecekleri maddeler içermektedirler. Toprakta bulunan su
kökler vasıtasıyla alınır ve Ksilem dokuları kanalıyla kök tüylerinden yapraklara
iletilir ve fotosentezde kullanılır.
|
|
|
a) Ksilem
hücreleri b) Pholoem hücreleri Aynı ağaçta bulunmalarına rağmen birbirinden çok
farklı yapılara sahip olan taşıma boruları |
 |
|
|
Yandaki
resimde bir yaprak sapının enine kesiti görülmektedir. Bitkide depolama işlemi yapmak
ve taşınan maddeleri gereken yerlere iletmek için değişik hücreler vardır. Ayrıca
kambiyum katmanı da yeni Ksilem ve pholem hücreleri üretir. |
|
|
Su Topraktan Metrelerce Yükseklere Nasıl Taşınıyor? |
| Taşıma işleminin yapılacağı
bitkinin büyüklüğü ne olursa olsun, taşıma sistemini oluşturan borular yaklaşık
olarak 0.25 mm (meşede)-0.006 mm. (ıhlamurda) genişliğe sahip, kimileri ölü,
kimileri de canlı bitki hücrelerinden oluşan, bu saydıklarımızdan başka herhangi
bir özelliğe sahip olmayan odunumsu dokulardır. İşte bu yapılar bitkiler için
gerekli olan suyu metrelerce yukarıya taşımak için gerekli olan en uygun tasarıma
sahiptirler. Bu taşıma sisteminin faaliyete geçmesi yaprakların su kaybetmesi ile
başlar. Yaprakların alt kısmında ve bazı bitkilerde üst yüzde bulunan ince
gözeneklerde (stomalar) meydana gelen işlemler nedeniyle bitkilerde taşıma sistemleri
harekete geçer. |

|
Eğer dışarıdaki havanın nemliliği %100'den az olursa su, yaprakta meydana gelecek
buharlaşma nedeni ile bu gözeneklerden dışarı verilir. Hatta dışarıdaki nemlilik
%99 bile olsa, bu durum yapraktaki suyun dışarı çıkması için değerlendirilecek bir
potansiyel haline gelir ve yaprak süratle su kaybetmeye başlar. İşte bu şekilde
bitkilerin, topraktan aldıkları suyun yapraklardan buharlaşmasıyla oluşan su
eksilmesini hemen gidermeleri gerekmektedir.Görüldüğü gibi yapraklardaki mekanizmalar
nemdeki %1 gibi oldukça küçük bir oynamayı tespit edebilecek hassasiyete sahiptirler.
Bu çok önemli bir özelliktir. Yapraklarda gerçekleşen diğer olaylar da
incelendiğinde çoğu günümüz teknolojisiyle bile tam olarak çözülememiş
işlemlerle karşılaşılacaktır. |
|
|
Topraktan yapraklara sıvıların nasıl
iletildiği sorusu üzerine üretilen teorilerin en fazla kabul görenlerinden biri
"kohezyon teorisi"dir. Kohezyon kuvveti, ağacın "ksilem" (iletim
demetleri) adı verilen odun boruları ile sağlanan bir kuvvettir. Bu kuvvet, odun
borularındaki suyu oluşturan moleküller arasında bulunan çekim kuvveti sayesinde
ortaya çıkar. Odun boruları, suyun taşınmasını sağlayacak olan iki tipte hücreden
oluşurlar. Bu hücrelerin bir türü (tracheids hücreleri) belli bir ebata ve şekle
ulaştıklarında sitoplazmalarını yitirerek ölürler. Bunun çok önemli bir nedeni
vardır.
Suyun borularda taşınması sırasında, herhangi bir engelle karşılaşmadan rahatça
hareket etmesi gerekir. Bunu sağlamak için sitoplazmanın tam anlamıyla boş bir boru
oluşturması şarttır. Sitoplazmanın kalın selüloz hücre çeperini bırakarak yok
olmasının nedeni budur. Yaşayan tüm bitkilerin ksilem boru hatları tamamıyla ölü
hücrelerden oluşmaktadır. Bu sistemdeki bazı
hücrelerse oyuklu bir yapıya (oyuklu tracheids) sahiptirler. Bunlar uzun hücrelerdir ve
kalın, güçlü çeperleri vardır. Ayrıca yanlarındaki hücreler ile birleşecekleri
yerlerde küçük deliklere (oyuklara) sahiptirler. Hücrenin oyuk bölgesi, birbirlerine
kolay bağlanabilmeleri için, bir sonraki hücrenin oyuğu ile uyumludur. Bu uyum
sayesinde hücre uzantıları gövde boyunca bir seri boru hattı meydana getirirler.
Hücre çeperlerindeki delikler iki hücrenin birbiri ile birleştiği yerlerdir. Bu
yapı, suyun akışı için boru hattının dayanıklılığını artırır. |

|
Yandaki resimde bir ağaçta suyun ve besinin borular vasıtasıyla nasıl taşındığının
şematik anlatımı görülmektedir. Ağacın yüksekliği ne olursa olsun borular suyu ve
besinleri en uçtaki yapraklara kadar taşıyabilecek güce ve dayanıklılığa sahiptirler.
|
|
Buraya kadar saydığımız tüm özellikler
bitkilerde taşımanın güvenli bir şekilde gerçekleşmesi için gerekli olan alt
yapının ilk basamaklarıdır. Bu hücrelerin oluşturduğu borular öncelikle suyun
emilmesi sırasında oluşacak basınca dayanıklı olmalıdır. Yukarıda da
görüldüğü gibi bu sağlamlık hücreler arasındaki oyuklar yoluyla sağlanmıştır.
Daha sonra maddelerin taşınma sırasında bir engelle karşılaşmasının önlenmesi
gerekir, çünkü katedecekleri yolda karşılacakları herhangi bir engel birbirine çok
bağlı olan bu sistemde aksaklıklar oluşmasına neden olacaktır.
Bu ihtimal de sitoplazmanın ölümü ve boş borular oluşturması ile önlenmiştir.
Ksilem (odun) borularının hücre çeperleri oldukça kalındır çünkü su, emilme
yoluyla ve belli bir basınç altında, ağacın içinde bulunan bu boru-yolda
ilerleyecektir. Borular oldukça güçlü olan bu negatif basınca karşı koymak
zorundadırlar. Ksilem borularında bir nevi su kolonu oluşur. Bu kolonun gerilme
kuvveti, bilinen en yüksek ağacın en üst noktasına kadar suyu taşıyabilecek güçte
olmalıdır ki bitki hayatını sürdürebilsin. Su, bu güç sayesinde Mamut ağacında
olduğu gibi 120 m. yükseğe kadar çıkabilir... |
| Ksilem borularına suyun topraktan gelişi
ise kökler vasıtasıyla gerçekleşir. Bu noktada kökün iç tabakasının önemi
ortaya çıkmaktadır. Kökteki hücrelerin protoplazmaları vardır. Hücrenin çevresini
oluşturan bu protoplazmalar; büyük bölümü sudan, kalan bölümüyse karbon,
hidrojen, oksijen, azot, kükürt, bazen de fosfor içeren proteinler, nişasta ve şeker
gibi karbonhidratlar, yağlar ve çeşitli tuzlardan oluşan yapılardır.Ve
özel bir yarı geçirgen zar ile kaplanmışlardır. Bu da belirli iyonların ve
bileşimlerin kolaylıkla dışarı çıkmalarını sağlar. Kökün bu özel yapısı
suyun alımını kolaylaştırmaktadır. |
|
|
|
| Besinlerin Dağıtılması |
Köklerin topraktan aldığı mineralleri dağıtması işlemi de gövdeye
düşmektedir. Gövde, mineralleri ihtiyaç duyulan bölgelere en uygun şekilde
dağıtmak durumundadır. Örneğin kalsiyumun yaprak sapında daha fazla bulunması
gerekir çünkü sap, yaprakları ve çiçekleri taşıdığı için dayanıklı ve sert
bir yapıya sahip olmalıdır. Tohumda ise, sapa oranla daha az miktarda kalsiyum bulunur.
İnsan vücudundan bir örnek vermek gerekirse magnezyumun insan vücudundaki görevi
kasların güçlenmesini, protein sentezini, hücrelerin büyümesini ve yenilenmesini
sağlamaktır. Yani magnezyum, büyümenin ve hücrenin motorudur. Bitkilerde de
magnezyum, bitkinin büyüme noktalarında depolanmıştır ve oluşacak klorofilin
yapısında yer almak için bekler. Bitkilerde yer alan başka bir element olan fosfor da
aynı magnezyum gibi büyüme noktalarında ve bitkinin çiçek, meyve gibi
kısımlarında daha fazla bulunur.
|
|
|
|