 |
BİR BİTKİ DOĞUYOR |
Yeryüzündeki ekolojik dengenin ve
canlılığın devamında son derece önemli bir role sahip olan bitkiler, bu önemle
doğru orantılı olarak diğer canlılara kıyasla çok daha etkin üreme sistemlerine
sahiptirler. Bu sayede hiç zorluk çekmeden çoğalmalarını gerçekleştirirler.
Bitkilerin üremesi için kimi zaman bir bitkinin sapının kesilerek toprağa
gömülmesi, kimi zaman da bir böceğin bir çiçeğe konması yeterli olmaktadır.
Bitkilerin üremelerinin, işlem olarak son derece basit gibi görünmesine rağmen,
içerik olarak oldukça kompleks olması bilim adamlarını hayrete düşürmektedir.
Ana
Bitkiden Ayrılmayla Başlayan Yeni Bir Hayat
Bazı bitkiler cinsiyet ayrımı olmadan, tek bir cinsin
belirli yollarla çoğalmasıyla soylarını devam ettirebilirler. Bu gerçekleştirilen
çoğalmaya eşeysiz üreme adı verilir. Bu şekildeki bir üremeden sonra ortaya çıkan
yeni nesil kendisini meydana getiren neslin tıpatıp aynısı olur. Bitkilerdeki en
bilinen eşeysiz üreme şekilleri tomurcuklanma ve parçalara ayrılmadır.
Bazı özel enzimlerin yardımıyla gerçekleşen bu üreme biçimi (tomurcuklanma veya
parçalanma) pek çok bitkide görülebilir. Örneğin çimenler ve çilekler
"sürgün" denilen yatay uzantılarını kullanarak çoğalırlar. Patates ise
toprağın altında yetişen bir bitki olarak, bu kısımlarda açılan yeni özel
yerlerden (gözelerden) tomurcuklar vererek çoğalır. Bazı tür
bitkilerde ise yapraklarından bir bölümünün toprağa düşmesi, yeni bir bitkinin
yetişmesi için yeterli olmaktadır. Örneğin phyllum daigremontianum adlı bitkinin
üremesi yapraklarının ucunda gelişen tomurcuklar sayesinde gerçekleşir.
Bu tomurcuklar yere düşer düşmez, bağımsız birer yeni bitki haline gelerek,
büyümeye başlarlar. Begonya gibi bazı bitkilerde de kopan yapraklar
ıslak bir kuma yerleştirildiği zaman, bir süre sonra küçük yaprakçıkların
oluştuğu görülecektir. İşte bu yaprakçıklar da yine çok kısa bir süre sonra ana
bitkinin benzeri olan yeni bitkiyi oluşturmaya başlarlar. Bu örnekleri
de göz önüne alarak; bir bitkinin parça atarak ya da tomurcuklanarak büyümesi için
temelde ne gereklidir? Düşünelim! Bitkilerin genetik yapısına bakıldığında bu
sorunun cevabı kolaylıkla verilecektir.

Çilekler ve patatesler diğer bitkilerde olduğu
gibi tohum ya da polen kullanarak üremezler. Bu bitkiler ya toprağın üstünde ya da
altında kök filizleri oluşturarak, eşeysiz ürerler.
Bitkilerin de, diğer canlılarda olduğu gibi, tüm
yapısal özellikleri hücrelerindeki DNA'larda şifrelenmiştir. Yani her bir bitkinin
nasıl çoğalacağı, nasıl nefes alacağı, besinini nasıl sağlayacağı, rengi,
kokusu, tadı, içindeki şekerin miktarı, üreme şekli ve daha bunun gibi birçok bilgi
o bitkinin istisnasız bütün hücrelerinde bulunmaktadır. Bitkinin köklerindeki
hücreler yaprakların nasıl fotosentez yapacağının bilgisine sahiptir ya da
yapraklarındaki hücreler köklerin topraktan suyu nasıl çekeceğini bilirler.
Kısacası bitkiden ayrılan her parçada, bitkinin tamamını oluşturabilecek şekilde
bir şifrelenme ve düzenlenme mevcuttur. Ana bitkinin tüm özellikleri yani genetik
olarak bitkiyle ilgili tüm bilgiler, bitkiden kopan bu küçük parçanın her
hücresinde de eksiksiz olarak bulunmaktadır. Bu sistemle üreyen
bitkilerin her parçasında aynı genetik bilginin olması son derece önemlidir, hatta bu
zorunludur. Çünkü bitkinin üremesi sadece bu sistemin işlemesine bağlıdır. Düşen
parçada bitkideki genetik bilgilerin tamamı olmasa, aynı özelliklerde bir bitki
gelişemez. Bunu bir örnekle açıklayalım.
Genetik bilgilerde eksiklik olsa; örneğin bir çileğin rengi ya da içindeki şeker
miktarı, kokusu ile ilgili genetik bilgi yeni düşen parçada olmasa çilek, çilek
olamazdı. Peki öyleyse bitkinin her parçasına, bitkinin tamamını oluşturabilecek
bilgiler eksiksiz olarak nasıl ve kim tarafından yerleştirmiştir? Bir bitkideki tüm
bilgilerin eksiksiz bir şekilde bütün hücrelerde aynı olması ihtimal hesaplarıyla,
tesadüflerin yardımıyla elde edilemez. Bu işlemi gerçekleştiren, bitkinin kendisi ya
da topraktaki mineraller ya da başka dış etmenler de olamaz. Çünkü bunların hepsi
bitkiyi oluşturan sistemin bir parçasıdır. Nasıl ki bir fabrikadaki tüm robotlara
aynı üretim bilgisini veren bir mühendis vardır ve bilgisayarların bu bilgileri tek
başına elde etmeleri mümkün değildir, aynı şekilde bitkilerdeki sistemin her bir
parçasının böyle bir bilgiyi kendi kendine elde etmesi de mümkün değildir.

Eşeysiz üreyen bitkilerin hücrelerinin her birinde,
bitkinin tamamına ait genetik bilgi bulunur. Bu sayede bitkiden düşen parçalar ana
bitkinin tıpatıp benzeri yeni bitkiyi oluşturabilirler
Eşeyli
Üreyen Bitkiler
Bitkinin çiçeğinde bulunan erkek ve dişi üreme
organları vasıtasıyla gerçekleşen üreme şekli, eşeyli üreme olarak
adlandırılır. Her çiçeğin şekli, rengi, içerdiği üreme hücrelerinin
kılıfları, taç yaprakları gibi özellikleri bitki türleri arasında değişiklikler
gösterir. Yapılardaki bu çeşitliliğe rağmen bütün çiçeklerin görevleri temelde
aynıdır. Bu görevler; üreme hücrelerini üretmek, dağıtıma hazır hale getirmek ve
kendisine ulaşan diğer üreme hücresinin döllenmesini gerçekleştirmektir.
Çiçeklerin açmaya başladıkları dönemde ortaya çıkan polenler, bitkilerin erkek
üreme hücreleridirler. Görevleri, kendi türlerinin çiçeklerindeki dişi organlara
ulaşabilmek ve ait oldukları bitkinin neslinin devamını sağlamaktır. Her bitkinin
polenlerini göndermek için ise kendine özgü bir yöntemi ya da kullandığı bir
mekanizması vardır. Bitkilerden kimileri böcekleri kullanırlar, kimileriyse rüzgarın
özelliklerinden faydalanırlar. Bitkilerin döllenmesinde kuşkusuz ki en önemli nokta
her bitkinin yalnız kendi türünden olan bir bitkiyi dölleyebilmesidir. Bu yüzden
doğru polenlerin doğru bitkiye gitmesi son derece önemlidir.
Peki, özellikle bahar aylarında havada bu kadar çok çeşitte polen dolaşırken,
nasıl olup da döllenmede hiç karışıklık çıkmaz? Polenler uzun yolculuklara ve
değişen şartlara nasıl dayanıklılık gösterirler? Tüm bu soruların cevabı
polenin yapısı ve dağılma yöntemleri incelendiğinde verilmiş olacaktır.
|