Türkiye'nin Web Bankası gurayim.com  

Anasayfa .|. Öneri .|. Linkler
Atatürk
Astronomi
Temel Bilimler
Bilgisayar
Sağlık
Yapay Zeka
Reiki
Elektronik
Medeniyetler
Spor
Çocuk
Öğrenelim
Meraklısına
Oyunlar
Müzik
Bitki Dünyası
Denizler
Meslek Tanımları
Dünyanın 7 Harikası
Hayvanlar Alemi
Çanakkale Savaşları
Yayınlar
Origami
Çivi Yazısı
Paraşüt
İlizyon
Şifalı Bitkiler
Dünya Dinleri
Hakkımızda
 kleine Schriftgrosse Schrift
 

kandil.gif (8667 bytes)


KRONOBİYOLOJİ 

Canlıların bir çok biyolojik faaliyetlerinde belli bir ritmin gözlendiği çok eski zamanlarda farkedilmiştir. Ne var ki, biyolojik ritimlerin başlı başına bir bilim dalı olması ancak ondokuzuncu yüzyılın sonlarına rastlar. Bu gün bildiğimiz anlamda, biyolojik ritimleri ve onları yöneten etkenleri araştıran blim dalı Kronobiyoloji olarak bilinir.

Kronobiyoloji, biyolojik ritimlerle ilgilenir. Ritim genel olarak, periyod, sıklık, büyüklük ve faz gibi özellikler gösteren, tekrarlayıcı karakterdeki olaylar olarak tanımlanabilir. Ritimlerin bu özelliklerinin kısa tanımları ise şu şekilde yapılabilir:

  • PERİYOD: Ritmin bir döngüsü için geçen zaman.

  • SIKLIK (Frequency): Birim zamanda tekrarlayan döngü sayısı.

  • GENLİK (Amplitude): Ortalama değerden sapma miktarı.

  • EVRE (Phase): Ritmin kendine has özellikler gösteren kısmı (başlama, bitiş evreleri gibi) (Şekil.1)

Şekil 1: İki biyolojik fonksiyonunun ritmleri arasında gözlenen faz ilişkileri ve ritim özellikleri.

Canlıların yürüttüğü biyolojik fonksiyonların ritimleri, genellikle çevre şartlarından döngüsel özellikler gösterenlerle eşzamanlı olarak yürür. Eğer bir canlı engelsiz bir şekilde dış ortamla ilişkili ise ve ritimlerini dış dünyadan gelen uyarılara göre düzenleyebiliyorsa, böyle ritimlere bağlı (entrained) ritimler denir. Bunun yanında, eğer canlı laboratuar ortamında, çevresel işaretlerden yalıtılmış bir biçimde yetiştirilirse, bu durumda tam olarak çevresel işaretlerle tutarlı olmasa da bir iç ritmi sürdürdüğü görülür. Bu tip ritimlere de serbest (free-running) ritimler denir.

Canlının çevreden aldığı sinyallerin bir kısmı, ritimlerini düzenlemesi için bir işaret görevi yapar. Örneğin, ışık ve karanlık, canlının gece ve gündüz göstereceği faaliyetleri ayarlaması için çevresel bir işaret olarak kullanılır. Bunun gibi çevresel işaretlere, zeitgeber (almanca, zeit=zaman, geber=vermek) veya "ritim verici" denir. Bu ritim verici faktörler, ayın devri, yılın mevsimleri, güneşin durumu vb. olabileceği gibi, bunların arasında en önemlisi ışıktır.

10-01.gif (6817 bytes)

Şekil 2: Laboratuar hayvanlarındaki LH seviyelerinin saatlik, günlük ve yıllık dalgalanmaları. Saatlik dalgalanmalardaki sıklık ve genlik değişiklikleri günlük değişikliklere; günlük ritimlerdeki değişiklikler ise yıllık dalgalanmalara neden olur.

BİYOLOJİK SAAT ÇEŞİTLERİ:

Genel adlandırmaya göre, temel biyolojik saat çeşitleri aşağıda listelenmiştir. Sirkadian ritmin altında görülen sirkaseptan, sirkatrivijintan gibi isimlendirmeler, daha ziyade tıbbi terminolojide kullanılmaktadır.

Tablo 1.

  • Sirkadian (Dünyanın dönüşü) 24 saat 22-26 saat

    • Ultradian <20 saat

    • İnfradian >28 saat

    • Sirkaseptan 7±3 gün

    • Sirkadiseptan 14±3 gün

    • Sirkavijintan 21±3 gün

    • Sirkatrivijintan 30±5 gün

  • Sirkatidal (Gel-gitler) 11-14 saat

  • Sirkalunar (Ayın evreleri) 26-32 gün

  • Sirkannual (Yılın mevsimleri) 330-400 gün

Tablo 2. İnsanlarda Gözlenen Ritim Örnekleri

RİTİM SIKLIĞI

FİZYOLOJİK VE DAVRANIŞSAL OSİLASYON

ULTRADİAN RİTİM

Saniyede 1’den fazla döngü

Görme ve işitme sistemleri, EEG dalgaları

Dakikada 1’den fazla döngü

Kalp hızı, solunum sayısı, mide hareketleri

Saatte 1’den fazla döngü

Kan dolaşımı, çeşitli enzim aktiviteleri  

Günde 1’den fazla döngü

Yeme, içme, idrar çıkarma, dışkılama, REM/nonREM uyku basamakları

SİRKADİAN RİTİM

Günde yaklaşık 1 döngü

Uyku-Uyanıklık, vücut ısı dalgalanmaları, kan basıncı, yorgunluk-dinçlik, ruh durumu, stres, fiziksel ve zihinsel performans

İNFRADİAN RİTİM

 

Her ay döngüsünde 1 döngü

Menstruel döngü, insan ve primatlarda ayın evrelerine menstrual döngünün kilitlenmesi, memeli gebelik süresinde 30 günlük ortak çarpanlar, erkeklerde yaklaşık 21-28 günlük testosteron salınım döngüsü

 

Yılda yaklaşık 1 döngü

İnsan ve memeli hayvan doğumları, SADS (Mevsimsel afektif bozukluk sendromu), serebrovasküler kazalar ve solunum kaynaklı ölümler, ani bebek ölümleri, kazalar, hastalıklar, cinayet, intihar.

RİTİMLERİN İÇ ve DIŞ KONTROLÜ

Biyolojik ritimlerin, canlının içinden bir mekanizma tarafından mı yoksa dışarıdaki işaretlere göre mi ayarlandığı konusundaki tartışmalar spekülatif düzeyde uzun yıllar boyu devam etmiştir. Canlılardaki ritim mekanizmasının iç bir kaynaktan yönetildiğine dair ilk deneysel kanıt, Jean Jacques De Marian (1729) adlı araştırıcıdan gelmiştir (Şekil 3). Bu araştırıcı heliotropik (güneşte yaprak veya çieklerini açıp, karanlıkta kapatan) bitkilerde yaptığı çalışmalar sonucu, bu bitikilerdeki ritimlerin, ışık olmasa da faaliyet gösterebildiklerini kanıtlamıştır. De Marian ünlü deneyinde, heliotropik bir bitki türünün iki örneğinden birini tamamen karanlıkta, bir diğerini de normal güneş gören bir yerde muhafaza etmiştir. Bir süre sonra, karanlıkta yetişen bitkinin de aynı güneşteki türdaşı gibi, gündüz vakti yapraklarını açıp, gece kapattığını gözlemlemiştir.

10-03.gif (27930 bytes)
Şekil 3:
De Marian'ın deneyinin şematik gösterimi

Günümüzde, biyolojik ritimleri yöneten saatlerin, canlıların iç dinamiklerinde saklı olduğunu biliyoruz. Saatlerin canlıdaki yeri konulu tartışmalar, De Marian'ın deneyinden sonra, belirsiz jeofiziksel güçlerin varlığına kaymış ve bu tip ölçülemeyen güçlerin canlıları etkileyerek, ritimleri düzenleyebileceği tezi ortaya atılmıştır. Bu gün, üç temel kanıttan yola çıkarak, böyle bir mekanizmanın en azından bilinen biyolojik ritimler için geçerli olmadığını biliyoruz:

1. Uzay araçları ile yörüngeye gönderilen hayvanların, (yerçekimi dahil) tüm jeofiziksel kuvvetlerden uzakta olmalarına rağmen, normal ritimler göstermeye devam etmeleri;

2. Özellikle laboratuar şartlarında aynı ortamda, hatta yan yana kafeslerde yetiştirilen deney hayvanlarının, aynı ortamda bulunsalar da, hafifçe farklı biyolojik ritim fazları sergilemeleri;

3. Ritimsel davranış gösteren doku parçalarının aktarımı (transplantasyon) sonrasında, alıcı canlının ritminin, verici canlının önceden gösterdiği ritme uyması.

10-04.gif (10314 bytes)

Şekil 4: Farklı canlılardaki çeşitli biyolojik olayların görülme sıklıkları ve sergiledikleri ritimler (ölçü barlarında gösterilen periyot uzunluklarına dikkat ediniz). 

10-05.gif (17057 bytes)

Şekil 5: Hamsterlerde biyolojik ritimlerin ölçülmesinde kullanılan laboratuvar düzeneği. Nokturnal (gece aktif) hayvanlar olan hamsterler, geceleri (karanlıkta) lokomotor aktivite gösterip, gündüzleri (aydınlıkta) dinlenirler. Bu canlıların aktivite göstermesi için kafesleri içine bir koşma tekerleği konur ve bu tekerleğin dönüşleri bir ara birim aracılığıyla yazdırıcı bir bilgisayara bağlanırsa (üstte), hayvanın gün boyu bu tekerleği kullanarak yaptığı lokomotor davranışlar, grafik kayıtlar halinde elde edilir. Normal bir ışık-karanlık döngüsünde yetiştirilen bir hasterin tipik lokomotor kayıtları şekildeki gibidir (ortada, ayrıca bkz. Şekil.5). Eğer bu kayıtlar grafiğe dökülecek olursa, hayvanın lokmotor aktivitesinin, geceleri, gündüze oranla çok dah fazla olduğu görülebilir (altta). Bu ve benzeri düzenekler, kronobiyoloji laboratuarlarında sıkça kullanılan düzeneklerdir.

10-06.gif (19147 bytes)

Şekil 6: Bir hamsterden alınmış ritim döngüsü kayıtları. İl başta, hayvan normal ışık karanlık döngüsünde tutulmaktadır ve lokomotor aktivite, karanlık bölgede yoğun olacak şekilde normal bir dağılım gösterir. Işık-karanlık döngüsü 4 saat kadar ileri alınıp o şekilde devam ettirilirse (ok ile işaretli nokta), bu noktadan sonra hayvanın hemen yeni ritme adapte olduğu görülür. Grafiğin alt kısmında ise, ışık- karanlık döngüsü ortadan kaldırılmış ve sabit bir soluk ışık düzeni yerleştirilmiştir. Bu durumda, hamsterin gösterdiği ritimler yaklaşık 24 saatlik olup, günden güne ilerleme göstermektedir ki, bu durum, serbest (free-running) ritimlerin genel bir özelliği olarak karşımıza çıkar.

JET LAG

Jet-lag, özellikle kıtalar arası uçuşların yoğun olduğu günümüzde gözlenen yeni bir hastalık biçimidir. Bu rahatsızlık, büyük zaman dilimlerinin aşıldığı, doğu-batı doğrultusunda gerçekleşen jet uçuşları sonucu ortaya çıkar. Jet uçuşlarının çoğunun da bu doğrultu üzerinde olduğu düşünüldüğünde (aralarında seyahat eden sanayileşmiş ülkeler genellikle aynı enlemler civarında yerleşmiştir), jet-lag önemli bir sağlık problemi olarak karşımıza çıkar. 

Jet uçuşları, insanın uyarlanabilme kapasitesinin çok üzerinde bir hızla zaman değişimine neden olur. Doğu batı arasında 3-4 saatlik zaman dilimini kapsayan bir yolculuk, tüm zaman belirleyici unsurlarda (zitgeber) birden değişmeye neden olur. Jet-lag, bu değişime organizmanın uyum sağlaymamasından kaynaklanır. Jet-lag bulguları şu şekilde sınıflanabilir:

  • Uyku bozukluğu,

  • Sindirim bozukluğu

  • Psikolojik işlev bozuklukları

    • Dikkat dağınıklığı

    • Algılama eksikliği

    • Motivasyon bozukluğu

    • Genel huzursuzluk hissi

Bu belirtiler, batıdan doğuya gidenlerde (zaman ilerlemesi yaşayanlarda) daha belirgindir. Yaşlılar, jet yolculuklarından daha fazla etkilenirler ve yeni saat düzenlerine adaptasyonları gençlere göre daha zordur. Bunun yanında, ileri-geri saat uygulamalarının (kış-yaz saatleri), hafif jet-lag belirtilerine neden olduğu öne sürülmüştür. Jet-lag belirtileri, yolculuktan 2-3 gün kadar sonra da ortaya çıkabilir.

EVRE CEVAP EĞRİLERİ

Dış uyarılardan izole halde yaşatılan hayvanlarda, serbest ritimlerin oluştuğundan bahsetmiştik. Bu tip serbest ritimlerde, canlının ritimlerini sürdürebilmesi için bir gece ve gündüz referansına ihtiyacı vardır. İşte bu referanslar, canlının içsel saatleri tarafından sağlanan "içsel (subjective) gece" ve "içsel gündüz"dür.

Serbest ritim gösteren canlılardaki içsel gece ve gündüz kavramı, çeşitli zaman belirleyici etkenlerin o ritim üzerine etkisini belirlemek için kullanılır. Özellikle bir çevresel sinyal unsurunun değişiminin, ritim evrelerini nasıl etkilediği, evre-cevap eğrileri hazırlanarak görülebilir (Şekil 7).

10-07.gif (7593 bytes)

Şekil 7: Evre cevap eğrisi hazırlanması. A'dan E'ye kadar, serbest ritim gösteren bir deneğin günlük serbest ritim kayıtları sembolize edilmektedir. İçi boş kare ile belirtilen noktlarda, serbst rtimin belli noktalarına denk gelecek şekilde bir saatlik bir ışık uyaranı verilmiş ve bu uyaranların ritimde nasıl bir değişmeye sebep olduğu gösterilmiştir. A'da, ışık uyaranı, içsel günün ortasında verilmiş ve herhangi bir ritim değişmesine neden olmamıştır. Bu nokta, ışık uyaranı için "ölü bölge"dir. B'de, ışık uyaranı, içsel günün bitimine yaklın verilmiş ve izleyen günlerdeki ritimlerde 1 saatlik bir gecikme oluşturulabildiği görülmüştür. C'de,öznel gecenin ilk saatlerinde verilen ışığın, izleyen günlerde 3 saatlik bir gecikmeye neden olduğu görülmektedir. D'de ise, içsel gecenin daha ileri saatlerinde verilen bir ışık, izleyen günlerdeki ritmi dört saat kadar ileriye alarak oldukça belirgin bir etki yapmaktadır. Nihayet E'de, içsel gecenin sonuna doğru verilen ışık uyarımı, izleyen ritimlerde iki saatlik bir erken başlangıca neden olur. Bu şekildeki ölçümlerin, şeklin altında görüldüğü gibi bir evre-cevap eğrisine dönüştürülmesi, yapılacak bir müdahalenin rtimi nasıl etkileyeceğine dair bir çizelge sağlar. Buradaki örneğe göre, ritmi erkene almakta en etkili ışık uyaranı verme zamanı, içsel gecenin ortasından sonrası bir zamanken, geriye almak için en etkili zaman, içsel gecenin ortasından önceki saatlerdir.

 

 

(II. Bölüm)

BİYOLOJİK SAATLERİN FAYDALARI

Biyolojik saatlerin faydalarını genel olarak iki maddede özetleyebiliriz.

  • Hayvanın faaliyetlerinin çevresi ile uyumlu halde süregitmesi

  • Etkin işlev için, iç mekanizmaların eşzamanlı çalıştırılabilmesi.

Aşağıda bu konuyla ilgili bazı örnekler bulacaksınız:

10-09.gif (8036 bytes)

Şekil 8: Kemancı yengeçlerde görülen sirkatidal ritim. Bu yengeçler, yaşadıkları sığ kıyı bölgelerinden alınıp laboratuardaki sabit koşullar altında yaşatılmaya başlandıklarında, lokomotor ritimleri yukarıdaki grafikte olduğu gibi bir serbest ritim gösterir. Bu ritmin, hayvanın yakalandığı yerdeki gel-git döngüsüne uygun olduğu ve laboratuar koşullarında dahi, bu ritmi aylarca devam ettirdiği gözlenmiştir. Suların çekilme vaktine denk gelen lokomotor aktivite artışı, hayvanın avlanma saatlerini ayarlamak açısından önemlidir.

10-10.gif (19307 bytes)

Şekil 9: Karınca aslanının çukur kazma aktivitesinde görülen sirkalunar ritim. Karınca aslanları, karıncaları yakalamk üzere toprağa çukur açarlar ve bu çukurlara düşen karıncalarla beslenirler. Yapılan çalışmalar, bu hayvanların tuzak çukurlarının çaplarının, ayın döngüsel evrelerine göre farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Delikler, dolunayda en yüksek ortalama çapa ulaşırken, yeniayda deliklerin ortalama çapları küçülmektedir.

10-08.gif (11146 bytes)

Şekil 10: Guillemot (C. columba) kuşlarında görülen yuvayı terk etme ritmi ve avlnma yüzdeleri arasında ilişkiler. Üstte, yavruların yuvayı terketme ritmi görülmekte. Günün belli bir saatinde yuvayı terk eden yavru sayısı en fazladır. Ortada ise, gün içinde avlanan yavru sayısı grafiğe dökülmüştür. Burada en fazla yavrunun, yuvayı en fazla terk etme saatlerinde avlandığı görülmektedir. En altta ise, bu dezavantaj gibi gözüken durumun avantajı ortaya çıkar: Hayvanlar ne kadar kalabalık olarak yuvadan çıkarlarsa, avcıları tarafından avlanma şansları (yüzdeleri) da o denli az olacaktır. Zira bu grafikte, yavruların ölüm yüzdesinin en düşük olduğu zaman, yuvayı terk eden yavru sayısının en yüksek olduğu saattir. Bu ritim, dolayısıyla, hayvanların türünü koruyabilmeleri için kullandıkları faydalı bir mekanizmadır.

KUŞ ve MEMELİLERDE SİRKADİAN RİTİM GÖSTEREN DAVRANIŞLAR

Tablo 3: Memeli ve kuşlarda, sirekadian ritim gösteren davranışlar. E: sirkadian ritim gösteriyor (evet), H: Göstermiyor (hayır)

DAVRANIŞ

KUŞLAR

MEMELİLER

Aktivite

E

E

Agresyon

E

E

Kopulasyon

E

E

İçme

E

E

Yeme

E

E

Yumurta bırakma

E

-

Besleme

E

E

Yiyecek depolama

E

E

Kemirme

-

E

Kuluçka

E

-

Annelik davranışı

E

E

Yuva yapma

E

E

Yuvadan ayrılma

  E

H

Avlanma

E

E

Tüy düzeltme

E

-

Cinsel davranışlar

E

E

Ötme

E

-

Uyku

E

E

Alan savunması

E

-

Tonik hareketsizlik

E

E

Uyuşukluk

H

E

Ses çıkarma

E

E

 

 

10-12.gif (49164 bytes)

Şekil 11: Linnaeus’un (1751) heliotropik çiçek saati. Linnaeus, heliotropik bitkiler üzerinde yaptığı çalışmalar sonucu, bu bitkilerin hepsinin, günün farklı saatlerinde ve oldukça hassas olarak açtıklarını keşfetmişti. Dolayısıyla, bu bitkilerin açma zamanlarını, 6:00-18:00 saatleri arasında böyle bir saat üzerine yerleştirerek, günün hangi saati olduğunu, o anda açan çiçek türüne göre bulabileceğini göstermiştir.

10-13.gif (15460 bytes)

Şekil 12: İnsanın bir günü içerisinde önemli sirkadian ritim gösteren olaylar. Büyüme hormonu gecelri en yüksek seviyede iken, gündüz azalmaktadır. Plazma kortizol seviyesi de sabah saatlerinde azami miktarına ulaşır. Vücut ısısı, genel dalgalanmalar sayılmazsa, gündüz saatlerinde yüksek ve uykuda düşüktür. Potasyum ekskresyonu da gündüz saatlerinde artış göstermektedir.

Tablo 4: İnsanın 24 saati içerisinde, sirkadian ritim gösteren olaylara bağlı olarak önemli hadiseler.

İNSANIN 24 SAATİ

1:00

Hamile kadınlarda doğumun başlaması

Tyardımcı hücrelerinin sayısı en fazla

2:00

Büyüme hormonunun düzeyi en yüksek

4:00

Astım ataklarının başlamasına en uygun zaman

6:00

  Menstruasyon başlangıcı

 Kandaki insülin seviyesi en düşük

 Kan basıncı ve kalp hızı artmaya başlar

 Kortizol seviyesi azami

Melatonin düzeyi azalır

7:00

Saman nezlesi semptomları için en uygun saatler

8:00

 Kalp krizi riski en yüksek

 Romatoid artrit bulguları en şiddetli

 Yardımcı T hücreleri en düşük düzeyde

ÖĞLEN

 Hemoglobin düzeyinin en yüksek olduğu saatler

15:00

Tutma kuvveti, solunum hızı, refleks duyarlılığı en fazla

16:00

Vücut ısısı, nabız ve kan basıncı en yüksek

18:00

İdrar oluşum hızı en fazla

21:00